Hikmetli bir düşünce, insana fiziksel âlemin sunabileceğinden çok daha fazla saadet armağan eder. Bu sebeple, ümit ve teselli arayan insan, nesneler yerine düşüncelere yönelmelidir.
İnsanın mutsuzlukla mücadelesi, öncelikle kendi ve düşünceleriyle giriştiği bir mücadeledir. Bu mücadele, mutsuzluğun kaynağının dışımızda değil, içimizde, yani zihnimizdeki değerlendirme ve yorumlama süzgeçlerinde olduğunu anlamakla başlatılabilir.
Duygu ve düşüncelerimizi, aynen tabiattaki ham maddeleri işlediğimiz gibi; bitkileri, ağaçları, meyveleri, hayvanları organize ettiğimiz gibi; evimizi her gün toparlayıp düzenlediğimiz gibi belirli periyotlarla biçimlendirerek yönetmemiz gerekir.
Yüz binlerce okura ulaşan eserleriyle tanınan Mecit Ömür Öztürk, Mutluluğun İnşası’nda içimizdeki mutluluğun temellerini nasıl sağlam bir şekilde atabileceğimizi sıcak ve samimi bir dille aktarıyor.
Eski bir efsaneye göre Kral Midas çok uzun bir süre Dionysos'un refakatçisi bilge Silen'i ormanda kovalamış ama bir türlü yakalayamamış. Sonunda ele geçirmeyi başarınca da sormuş ona, insan için en iyi, en yeğlenecek şey nedir diye. Hiç kımıldamadan susup durmuş cin öylece. Sonunda kralın zorlamasıyla konuşmuş, keskin kahkahalar koyvererek: "Zavallı günübirlikçi canlılar, tesadüfün ve zahmetin çocukları! Ne diye zorlarsın beni, hiç duymamanın en yararlı olduğu şeyi söylemeye? Senin için en iyisi, hiç ulaşamayacağın bir şey: hiç doğmamış olmak. var olmamak, hiçlik olmak. Zaten ikinci iyi şey de- bir an önce ölüp gitmek."