"Daha çok anlat ," dedim.
"Hoşuna gidiyor mu ?"
"Çok. Elimden gelse,seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum."
"Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz ?"
"Gider gibi yaparız."
"El kızının evine mektup gitmez." deyip,mihriban'a yazdığı şiiri gazeteye veren Karakoç edebinden zerre hissemiz olsaydı "aşk" kavramını bu denli ayağa düşürmezdik.