Kitabımın bitmesine son beş sayfa kaldı(okurken yazdım) ve yaklaşık 20 küsür gündür bitmemesi için gıdım gıdım okuyorum.Otobiyografik hele hele gerçeğe dayalı romanları hep çok sevmişimdir ama bu kitap bir başkaydı.
(Kitap bittikten sonra yazdım bu kısmı)
Öyle etkilendim, öyle harikulade yazılmış ki...
İyi ki duygularını bastırmak yerine dillendirmiş,açığa çıkarmış acısını da gerçekliğini de mutluluğunu da bizlere anlatmış sevgili yazar Christy Brown
“Bedenim sakattı, ama ruhum ve zihnim değildi.”
Bu cümle okurken beni harap eden cümlelerden biriydi hem çok sevdim hem de yüreğime çok dokundu.
Ve Sol ayak...
Kimilerimiz için hayatın koşturmacasında hiçbir anlam ifade etmeyen sadece işlerimizi yapmamızı sağlayan sıradan bir uzuv...
Kimileri içinse hayatın tadı,tuzu,ahengi,özgürlüğü,var oluşu,yaratıcılığı,konuşan bir dili...
Belki bir iletişim aracı ama en çok da kendi olabilmesinin en nadide sebebi.
Bu kitap öyle bir kitap ki Christy Brown çoook farklı bir pencereden bakıyor hayata...
Bir yanda serebral palsi ile var olan bir hayat...
Bir yanda sonsuza dek umut eden,çabalayan pes etmeyen,yorulduğu anları bir hiç olarak görmeyen kendini tanıyan,anlayan bir insan.
Kendi yarasına yine kendi derman olan "Christy Brown" üstelik bunu sol ayağıyla yapıyor.
Yani ne desem az kalır. En çok tavsiye edeceğim kitaplardan biri olmasının yanı sıra genel anlamda umut dolu bir hikayeydi böyle sizi alıp sarıp sarmalayan pamuk şeker gibi kalbe dokunan kitaplardan biriydi diyebilirim.
Not:Ek olarak belirtmek isterim ki kitap otobiyografik bir dille yazıldığı için her anlamda o gerçekçiliği hissediyorsunuz dolayısıyla biraz daha depresif,stresli,kaygılı,umutsuz,yorgun,bıkmış olduğunuz zamanlarda okumanızı daha çok önereceğim kitaplardan biriydi çünkü kitap fazlasıyla zorlukları,