Günün birinde insanın canı artık hiçbir şey yapmak istemez.Hiçbir şeyle ilgilenmez ve kurur gider.Üstelik bu isteksizlik geçici değildir, hatta giderek de artar.Günden güne, haftadan haftaya daha kötü olur.İnsan kendinden hoşlanmaz, sanki içi bomboştur ve dünyayla bağdaşamaz.Sonraları bu hisler de kalmaz ve hiçbir şey hissetmez olur.Bütün dünyaya yabancılaşmış ve hiç kimse onu artık ilgilendirmez olmuştur.Ne kızgınlık duyar ne de hayranlık.Ne sevinmesini bilir ne de üzülmesini.Gülmeyi de ağlamayı da unutmuştur.Böyle bir insanın içi kaskatı kesilmiştir.Artık hiçbir şeyi ve hiç kimseyi sevemez.
"Doğamızın gizemli korkularına hitap edecek ve içimizdeki heyecanlandırıcı bir dehşet uyandırarak kanımızı donduracak, arkamıza bakmaya korkacağımız ve kalbimizi gümbür gümbür attıracak bir öykü.Bunları yapamadıktan sonra hayalet öyküm, adına layık olamazdı." -Mary Shelley
Profesör Lupin muazzam büyüklükte bir çikolatayı parçalara ayırıyordu."Al," dedi Harry'ye, ona özellikle büyük bir parça uzatarak."Ye.Faydası olur."Harry bir parça ısırdı ve hayretle, sıcaklığın el ve ayak parmaklarının uçlarına kadar yayıldığını hissetti.
"Sen de değerli bir insansın.Özel birisin.Cenab-ı Hakkın, nice kabiliyetle donattığı çok kıymetli bir eserisin.Kendine kıymet vermen, o eserin sahibine hürmeten kendini tanımaya, okumaya çalışman çok kıymetli bir çabadır.Keşfettikçe şükredeceksin.Şükrettikçe Allah daha da keşfettirecektir.Bu keşiflerin ışığında, insan olmanın güzelliğini, fevkaladeliğini yaşaman ne büyük mutluluktur."