Geçmişte ne suç işlediğinizi, neyin bedelini ödediğinizi düşünmek boşunadır. Çünkü insan geçmişinin değil, geleceğinin bedelini ödüyor. Hak ettiğim nasıl bir gelecek? Bugün hangi geleceğin hesabını veriyorum? Bu sorular insanı sürekli bir "şimdi"nin içinde tutuyor.
Araba kullanırken konuşursam dikkatimin dağılacağını sanıyordu. Solda, kaldırımda birinin yürüdüğünü gördüm. İşte dedim içimden, içinde biriken sıkıntıyı adımlarıyla boşaltmaya çalışan iflahsız yalnızlardan biri. Erkenden yola düşmüştü. Eşofman değil kot pantolon vardı üzerinde. Kabanının yakasını kaldırmıştı, boynu görünmüyordu. Verdiğim hüküm erkendi. Çalıştığı yere gitmek için yola düşen, biraz sonra otobüs durağında üşüyerek bekleyecek bir işçi olabilirdi, iç sıkıntısı denen şeyi gereksiz buluyordu belki de.