Adı:
Deli Bal
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750715471
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Uysal bir karanlık yürüyor gözlerime. Güneş tutuluyor Emir. Çocukların sevinç çığlıklarını duyuyorum. Uykuda olmasan, gelip sen de izler miydin? Elimden tutup beni bir gölgeye çekerdin. Ben, bir gölge, ancak bir başka gölgede gizlenirdim. Yıllardır gizlediğim ne varsa, oracıkta anlatırdım sana. Ama kurtulacağım bu koşudan, sana söz, sağ çıkacağım. Her şey gibi bunu da anlatacağım sana. Cam isleyen çocuklardan, dökülmüş dişlerini satmak isteyen bunağa dek...

"Deli bal, kitaptaki hiçbir öykünün adı değil. Öykülerin ortak atmosferinin adı. Deli bal, Karadeniz'de üretilen bir bal. Vahşi kestane çiçeklerinden ve orman gülü gibi başka vahşi bitkilerden beslenen arılardan sağılan bir bal. Çok az yenmesi gerekiyor; ancak çok az yendiğinde faydalı, ölçüyü kaçırdığınızda delirttiği söyleniyor. Kitap hem hacmi hem de içeriğiyle böylesi bir çağrışım yaptı. Okura bir uyarı belki," diyor Pelin Buzluk kitabını anlatırken.

Ona göre öyküde ne söylendiği kadar, ne söylenmediği de önemli: "Öykü söylemediklerinizle, eksik bıraktıklarınızla da yazılıyor. Yazarken eşzamanlı olarak okuru da olduğunuz bir tür. Hangi noktaya ulaşacağını bilemeyebilirsiniz. Bu nedenle sürekli heyecan veriyor."
Deli Bal Pelin Buzluk'un ilk kitabı, 2010 yılında bu eseriyle Nabi Nayır Öykü ödülüne layık görülmüş . Böyle olunca beklenti yükseliyor haliyle.

10 hikayeden oluşan bir konsept kitap bu. Deli Bal hikayelerden birinin ismi değil, Karadeniz bölgesinde çok yenildiğinde insanı delirttiğine inanılan, hatta zehirlenme vakalarının da bulunduğu acı bir bal türüymüş. Kitaptaki on hikaye de tadımlık , kısa hikayeler- hatta karanlık- hatta bazı açılardan sarsıcı. Yazar bu nedenle bu ismi vermiş olabilir öykülerine.

Neden konsept kitap diye düşünüyorsunuzdur herhalde- 10 kısa, genellikle karanlık hikaye yazmış Pelin Buzluk. Hikayelerin hepsinin başında farklı yazarlardan alıntılar var (ya da ithaflar). Hikayeleri de yazarların stilleriyle yazmaya çalışmış Pelin Buzluk. Tüm yazarları okumadığım için bunu ne kadar başarmış kesin bir yargıda bulanmayacağım ama Kafka, Sadık Hidayet, Hasan Ali Toptaş, Saint-Exupary, Füruğ Ferruhzad'a adanmış hikayelerde yazarlardan esintileri ya da göndermeleri hissedebiliyorsunuz birebir. Kafes'de Kafka'nın bir hikayesini okuduğunuzu düşünebiliyorsunuz mesela.

Hikayeler genel olarak sembollerle bezenmiş, çoğu karanlık ve gerçek üstü. Deneysel bir çalışma olmuş sanki. Ama yukarıda bahsettiğim yazarların ortak yanı da imgesel eserler çıkarmaları daha çok. Yani yazar kendi yazımına uygun isimleri seçmiş. Edgar Allen Poe da aklıma geldi, ona adanmış bir hikaye olmamasına rağmen (Gerçi bir hikayede sevdiğini anlıyoruz yazarın kendisini.)

Okumaya değer bir kitap genel olarak Deli Bal, ama Pelin Buzluk'un yazım tarzı hakkında tek çıkarabildiğim imgesel karanlık hikayeleri sevdiği. Bazı hikayeler, tıpkı gönderme yaptığı yazarlar gibi (Sadık Hidayet mesela), bazı kesimlere rahatsızlık verebilir. Ben beğendim ama, elime geçerse diğer kitaplarına da göz atmayı düşünüyorum açıkçası.
Devamlı takip ettiğim sahafın tavsiyesi üzerine aldım bu eseri. Kapağa bakınca Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü yazısını görünce dedim sanırım kitap güzel. Pelin Buzluk ismini hiç duymamıştım ve okumamıştım bunun da etkisiyle beklenti ne yüksek, ne düşüktü. Neyse kitaba bir başladım ki elimden aktı gitti. Muhteşem öyküler var; gizem, gerilim dolu. Psikolojik kurgularla kendini bulma çabasıyla farklı bir dille anlatılmış on hikayeden oluşuyor. Bir bölümünde Allah inancının sorgulanması çok dikkat çekiciydi ! Hiç beklemiyordum öyle bir tavır. Sanırım Sadık Hidayet'in düşüncesini bize yansıtmaya çalıştı. Muallaklarla dolu bir hikayelerden oluşuyor. Kimlerin tipinde yazmışsa öyküyü onun adını paylaşmış yazar. Kafka, Toptaş, Sadık Hidayet gibi Kafkaesk öykülerden oluşan bu eseri edebiyat sevenlere mutlaka tavsiye ederim.
Öncelikle okuduğum en ince ve en garip kitaplardan biriydi. Bunda kitabın adının anlamının ve bunun kitapta hiç geçmemesinin de önemi var tabii ki.

Deli Bal : Karadeniz’de üretilen, çok az yendiğinde faydalı fakat dozu kaçırıldığında delirttiği söylenen bir bal çeşidi. Kitabın arka kapağında yazar tarafından verilen bilgilerden öğreniyoruz ki eser, hacmi ve içeriği kıyaslandığında deli bala benzediğinden bu adı almış. Yani şöyle özetlemek gerekirse roman türü bir boks maçında rakibini puanla ve maçın sonunda yenmek zorundadır, öykü türüyse aynı maçta rakibini nakavt etmek zorundadır.

Toplam 10 öykü var ve konuları alışılmışın dışında. Psikolojik ögelerin ağır basması, kendini arama çabası, insanın kendisiyle empati kurma arayışları çok farklı kurgularla anlatılmış. Kimi öykülerde gerçeküstü dünyanın düşsel imgelerinin satırlara taşınışına, kimilerinde ise insanın kendi kendisini irdeleyip çözümlemesine şahit oluyoruz.

Sonuç olarak kitap 10 seriden oluşan bir film gibi, karanlık ve sisli bir havada yolunu bulmaya çalışırken bazen yolun kendisi olup kendini arayan insanları görebiliyorsun.

Bir eleştirim ise mistisizm yakalanmaya çalışılırken bazı kısımlarda Allah ve Kur'an'dan ayetler hoş olmayan betimlemelerde kullanılmış, yazar bu yönüyle benim için karikatürlerini okumaktan zevk aldığım fakat dini içerikli paylaşımlarını beğenemediğim bir Yiğit Özgür'e dönüşüyor. Ateist bakış açısıyla bakıldığında hayatı sorgulama gibi gözüken söylemler, teist bakış açısıyla bakıldığında saygısızlık halini alabiliyor.
Çok farklı bir kitap. Önce kimdir nedir acaba dediğim belkide biraz önyargılı yaklaştığım bir kitaptı. Ama güzeldi daha doğrusu farklıydı. Okunmalı herkes farklı hissedecektir bundan eminim
Kitaptaki hikayeler bana hitap etmedi. Karakterlerin gerçeküstü iç dünyalarına bir türlü giremedim. Görünen ile görünmeyen arasında gidip geldim adeta yolumu kaybettim.
Sanırım benim için uygun bir zaman değildi bu kitabı okumak. Belki ilerde bu ödüllü yazara tekrar dönerim...
Kim bilir.
Farkli bir kitapti. Kitap kisa kisa on hikayeden olusuyor. Her hikayenin basinda farkli bir yazardan bir alinti var. Hikaye o alintinin ruhuna uygun olarak yazilmis gibi. Hosuma gitmeyen taraf ise hikayeler bana fazla kisa geldi. Tam hikayeye uyum saglamaya baslamisken birden yeni bir hikaye farkli bir tarz, uyum saglamakta biraz zorlandim. Sanirim ben uzun hikayeleri daha cok seviyorum.
Gerçeküstücülüğün tutam tutam gerçeklikle harmanlanması, üstüne de güçlü bir anlatım yeteneği... Kitabı okuyan üç kişiydik ve ortak düşüncelerimiz şöyleydi; başlıklar daha dikkatli seçilirse, hafızada daha kalıcı olabilirdi, bazı hikayeler daha farklı noktalara giderek daha sarsıcı olabilirdi, öykü temaları değişikti daha derin anlatılabilirdi. Yine de severek beğenerek okuduk.
"Yalnızım. Kimseye de ihtiyaç duyduğum yok hani. Tüm bu kalabalık yapışkan, hesaplı samimiyetleriyle beni boğuyor. Kendilerini sırf akrabam olduklarından bana dayatan insanlardan kurtulalı çok oluyor. Benim ihtiyaç duyduklarım, doğa tarafından bana verilenler değil. İhtiyaç duyduklarım, dostlarım gittiler. Şimdi onları hatırlamak, dudağıma acı, alaylı, dayanılmaz ve arkasından gelecek ağlamanın önünü alamayan bir gülümseyiş konduruyor. Bana ‘yalnız değilmişim’ hissini vermeye çabalayanlar, “Yalnız kalabilir misin biraz?” diye nezaketen bile sormadan gidiverdiler."
"Biliyordu, ne kadar konuşulursa konuşulsun sözcükler bazı duyguları anlatmakta acizdir."
Birine görüneceğimden, daha doğrusu gecenin bu vakti uyuyamayıp camdan baktığıma göre, yalnızlığımın fark edilebileceğinden korktum.
“Herkesin, asla göremeyeceği halde
görmek istediği kayıp bir yüzü vardır.”


(Hasan Ali Toptaş)
Pelin Buzluk
Gecenin El Yazısı Öyküsünden
"Müzik yağmur yağıyormuş hissi verir insana, diye yinelendi düşüncesi."
Pelin Buzluk
Gecenin el yazısı
Tek satır yazmadı. Biliyordu, ne kadar konuşulursa konuşulsun sözcükler bazı duyguları anlatmakta acizdir.
Pelin Buzluk
Sayfa 52 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deli Bal
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750715471
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Uysal bir karanlık yürüyor gözlerime. Güneş tutuluyor Emir. Çocukların sevinç çığlıklarını duyuyorum. Uykuda olmasan, gelip sen de izler miydin? Elimden tutup beni bir gölgeye çekerdin. Ben, bir gölge, ancak bir başka gölgede gizlenirdim. Yıllardır gizlediğim ne varsa, oracıkta anlatırdım sana. Ama kurtulacağım bu koşudan, sana söz, sağ çıkacağım. Her şey gibi bunu da anlatacağım sana. Cam isleyen çocuklardan, dökülmüş dişlerini satmak isteyen bunağa dek...

"Deli bal, kitaptaki hiçbir öykünün adı değil. Öykülerin ortak atmosferinin adı. Deli bal, Karadeniz'de üretilen bir bal. Vahşi kestane çiçeklerinden ve orman gülü gibi başka vahşi bitkilerden beslenen arılardan sağılan bir bal. Çok az yenmesi gerekiyor; ancak çok az yendiğinde faydalı, ölçüyü kaçırdığınızda delirttiği söyleniyor. Kitap hem hacmi hem de içeriğiyle böylesi bir çağrışım yaptı. Okura bir uyarı belki," diyor Pelin Buzluk kitabını anlatırken.

Ona göre öyküde ne söylendiği kadar, ne söylenmediği de önemli: "Öykü söylemediklerinizle, eksik bıraktıklarınızla da yazılıyor. Yazarken eşzamanlı olarak okuru da olduğunuz bir tür. Hangi noktaya ulaşacağını bilemeyebilirsiniz. Bu nedenle sürekli heyecan veriyor."

Kitabı okuyanlar 30 okur

  • Begüm Soygazi
  • Aysss
  • Ncy M
  • Kardelen Demir
  • Erhan
  • Selen Hoşver
  • Hafsa
  • Aziz Erdoğan
  • IRMAKK70
  • Tuğba Yıldırım

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.5 (2)
9
%0
8
%37.5 (6)
7
%25 (4)
6
%25 (4)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0