Bir insanı kendisi kadar, kendi düşünceleri, dertleri, korkuları ve noksanları kadar ne meşgul edebilirdi? Halbuki bütün arkadaşlarının gözünde sanki sihirli bir gözlük vardı ve onların kendilerini görmelerine mâni oluyordu. Bu kadar ahmakça bir körlüğe başka türlü mana verilemezdi.
Çünkü sessiz kalmalıydı. Bakması gereken bir ailesi ve sorumlulukları vardı. Sonuçta hayat binlerce kez göstermişti. Doğrunun, güç karşısında hiçbir şansı yoktu.