Çorum Üçlemesi'nin ikinci kitabı Köyün Kamburu'nda hikayemiz Narlıca köyünde Parpar Ahmet'in efsanesiyle başlar.
Parpar Ahmet, ilk başlarda sorumluluk sahibi, çalışkan ve düzenli bir adamdır.
Daha sonra muhtar ve diğer ileri gelenlerle yaşadığı sorunlar yüzünden kötü biri haline gelir. Köylüler onu yatıştırmak için Topal Ayşe ile evlendirir; Çalık Kerim adlı çocukları olur.
Çalık Kerim; sinsi, akıllı, kurnaz ve nerede nasıl davranması gerektiğini bilen biridir.
Bu dönemde Abuzer ağa olmuş, 31 Mart olayı yaşanmıştır.
Çalık Kerim, köyün imamı Uzun'la bazı olaylar yaşayıp, işlerine burun sokmasın diye Uzun tarafından medreseye gönderilir.
Çalık böylece hafız olur, ancak rahat durmaz. Narlıca köyünde Çalık Kerim dönemi başlar.
İkinci kitap Çalık Kerim'in sinsilikleriyle okumak daha bir keyifli oldu benim için, kendisi çok ilginç ve gri bir karakter.
Kemal Tahir, yine köylülerin çıkar mücadelesi, iğrençlikleri, eşkıyalık sorunu ve her türlü entrikalarını tüm gerçekliğiyle aktarır.
Dönemin siyasi arka planlarını ve köy hayatının gri yaşamanı anlamak adına çok severek okudum, sıra üçüncü ve son kitap var.
Köyün KamburuKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 2022949 okunma
MART'IN DOĞUSU
.
28 yaşında ve bilgisayar mühendisi mezunuydu Mart. Anne babasını kaybedeli on sene olmuş, yaşam mücadelesinde koşturuyordu kendince.
Aslında tüm hikaye Merve'nin Mart' a sorusuyla başlamıştı: " Merhaba yeni çocuk, hayatın anlamı nedir bakalım senin için? " Damdan düşer gibi sorulmuş bu soru, kendisini aşağılanmış, ezilmiş, yenilmiş hissettirmişti. Beğendiği bir kız tarafından bu tür bir aşağılanma, moralini altüst etmesine yetmişti. En yakın arkadaşı Hakan'ın da arkadaşlarıyla yapmış olduğu felsefi konuşmalar ise yeni yolculuğunun ayak sesleriydi adeta.
Görmüş olduğu rüya ile birlikte Hindistan ve Uzakdoğu'ya seyahat planlamış, komşusunun hayatını kurtarırken kendisine de bir yol arkadaşı bulmuştu.
Yolculuğunda Altunlulara katkı sağlayacak bir deney yaptığı Kozmik Lale, şövalye misali görünüp kedisini sahiplendirdiği Hintli Anaya, katılmış olduğu unutulmaz sahnesiyle iz bırakacak düğün ile Anjali ve son olarak uyguladığı tuhaf testler ile Elena, hikayesinde ana karakter olmayı başarmışlardı.
Anaya'nın kocasının vermiş olduğu işaret ve ardından da Mumbai'den Jaipur'a geçerken uçaktaki yaşlı amca_Aaray_ da metafizik dünyaya uzandırmıştı Mart'ı.
Onun için hayatın anlamı, ' Yalnızca şimdiye uzaklanıp her anı doya doya yaşamak" olan Anjali'den gelen teklif ise ilginçti!
Mart'ın anlam yolculuğu Schubert ile birlikte başlamış, Devanshi sayesinde de Goa'ya doğru devam etmişti! Sonrası mı? Hepsi ve daha fazlası minik felsefik bilgiler, tarihi mekanlar ve Schubert müziği ile Nietzsche sözleri eşliğinde farklı düşüncelere uzandıran detaylar #martındoğusun da.
#terskargaylaokuyoruz grubumuz ile birlikte okuduk. Keyifle.
.
Belki saatler içerisinde bitirilecek kitabı 15 günde bitirdim var bi sebebi .
Kitabı okumama sebep olan ve tarafıma gönderen Kıymetli Sena hocama şükranlarımı sunuyorum.
(Bu öyküler, Mart 2017-Nisan 2022 tarihleri arasında Kafa dergisinde aralıklarla yayımlanmış olup, hepsi gözden geçirilmiştir. “Düelloya Müelloya Gitmiyorum Osman” bu kitap için özel olarak yazılmıştır. Çizimlerin tamamı yine bu kitap için Aylin Balboa tarafından yapılmıştır.)[kitaptan alıntı]
Eser;yazarın kendine özgü duygusal diliyle örülmüş öykülerden oluşan bir derleme. Gündelik hayatın sıradan görünen anlarını derin bir içsel yankıyla anlatıyor; kimi zaman ironik, kimi zaman hüzünlü ama her zaman içten, dili sade ama yoğun. Her cümle, bir iç sesin yankısı gibi. Mizahı da duygusallığı da barındırır. Eser aşağıda yer alan konu başlıklarından müteşekkildir.
En çok alıntı eklediğim eser.
Ayrılmalıyız Osman.
Barışalım mı Osman?
Senin canın sağ olsun Osman
Ben turada tekliyorum Osman
Hiç bilmiyorum Osman
Ben artık istemiyorum Osman
Yuvarlanıp gidiyorum Osman
Yeni bir yıla daha, yine seninle başlamak istemezdim Osman
Senden ayrılmaktan bıktım Osman
Daha ne olsun Osman!
Düelloya müelloya gitmiyorum Osman Aman ne bileyim Osman
Bizden büyük hayat var Osman
Ateş kala sıcak, fazla uzaklaşmış olamam Osman
Oturdum, geçmesini bekliyorum Osman Gülelim gitsin Osman
Biz biliyoruz da mı yaşıyoruz Osman?
Tadilattayız Osman
İyi ki doğdum be Osman!
Astalavista Osman
Tüm Osman'lara Selam Olsun.
Mart’ın Doğusu #okudumbitti
Bitince sadece “konu neydi?” değil, “ben neyi erteliyorum?” diye de düşünmeye başladım.
Mart’ın hikâyesi aslında hepimizin çok iyi bildiği bir yerden açılıyor: düzen var, akış var, dışarıdan bakınca “normal” görünen bir hayat var… ama içerde küçük bir boşluk da var. Sonra bir anda, hiç hazırlıklı değilken gelen o soru… Hani bazen biri tek bir cümle kurar ve senin içinde uzun zamandır sessiz duran bir yer uyanır ya; Mart’ın yolculuğu tam olarak o yerden başlıyor.
Yazar “anlam arayışı” gibi ağır bir meseleyi, bunaltmadan, didaktikleşmeden anlatıyor. Bir yandan gülümsüyorsun, bir yandan içini hafif bir hüzün yokluyor. Mart yola çıktıkça karşısına çıkan insanlar (ve o yolun sürprizleri) okuru da beraberinde taşıyor. Yol sadece bir yerden bir yere gitmek değil; insanın kendine yaklaştığı bir alan.
Birini tanıyorsun, bir şey yaşıyorsun, küçük bir an birden büyüyor ve sende iz bırakıyor. Kitap da böyle ilerliyor; sahneler geçip gitmiyor, insanda bir “iz” bırakıyor. Üstelik yazarın dili çok akıcı—benim için sayfalar gerçekten hızlı aktı.
Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve şunu net söyleyebilirim: Kalemine bayıldım. Hem samimi hem de okuru içeri alan bir anlatımı var. “Ben şimdi bunu niye bu kadar içselleştirdim?” dediğim yerler oldu. Final kısmında ise (spoiler vermeyeyim) kitabın o iç sorgusunu bir anda büyüten, uzun süre akılda kalan bir duygu bıraktı bende.
Bir de bu kitabı kitapfisiltisi sevtap ’ın önerisiyle #terskargaylaokuyoruz grubumuzla beraber okumak ayrı güzeldi. Çünkü böyle kitaplar okunduktan sonra insanın konuşası geliyor; herkesin hayata yüklediği “anlam” başka ya… Bu da kitabı daha da kıymetli yaptı benim için.
Eğer sen de arada “tamam da ben nereye gidiyorum?” diye içinden geçiriyorsan, hem yol hikâyelerini seviyor hem de
Mart ayını Yabancı Yayınları nın #gokyuzunetutunurken kitabıyla kapattım. Sayfa düzeni olarak şiir gibi yazılmış kitap. Genç bir kız ailesi hakkında ki sırları öğreniyor ve peşi sıra ihaneti, kabullenmeyi, affetmeyi, yeniden güvenmeyi de acı bir şekilde öğrenmesi gerekiyor. Farklı bir tarzda yazılmasına rağmen duygusunu gayet güzel aktarmış. İlk sayfalarda yazımından dolayı gözlerim illede kafiye aradı, ama normal okumaya başlayınca çok çabuk içine aldı ve hızla ilerledi sayfalar. Bir kaç alıntı paylaşmak istiyorum.
"Ben yalanlar üstüne kurulmuş bir ailenin parçası olamam; artık her şey gün yüzüne çıktığı için beni aralarına çekebileceklerini sanıyorlar, ama ben çoktan uzaklaştım bile..."
"Soğuğun içine atladım sayısız binaların arasından geçip, başka insanların pencerelerinden içeri daldım. Daha sıcak bir hava ararken çatılardan fırlayıp uçarak gökyüzüne tutundum..."
"Bir ay: mevsimlerin değişmesi için gereken zaman, yazın yarısından daha az bir süre, bir bebeğin geceyle gündüzü ayırt etmeyi öğrenmesi için gereken zaman. Hayatımın dağılması bundan daha az bir zaman aldı..."
31.03.2018
"Her kim mümin olarak salih amel işlerse, biz onu mutlaka çok güzel bir hayat ile yaşatırız"
İnsan dünyada neyin peşinde koştuysa, ahirette onunla yüzleşecektir.