"II. Charles'in meşru bir vârisi olmayınca yerine 1685'te kardeşi II. James geçti. James açıkça Katolik'ti ancak halk, kendisinden sonra yerine geçecek erkek vârisi olmadığı sürece onu destekledi. Haziran 1688'de James'in katolik eşinden bir erkek vâris doğdu. Katolik bir kraliyet hanedanı korkusu, Protestan soyluları II. James'in Protestan ilk eşinden en büyük kızı Mary ve kocası Orange Prensi William'i bir orduyla ingiltere'ye davet etmeye yöneltti. William ve Mary'ye yetkilerini sınırlayan yeni bir Haklar Bildirgesi'yle krallığın ortak yönetimi teklif edildi." 11 Nisan 1689'da taç giyen III. William ve II. Mary, parlamento tarafından çıkarılan yasaları savunacaklarına dair yemin etti. Bu, Taç Giyme Yemini Yasası’nda yer aldı. Böylece anayasal monarşi doğdu. Ayrıca tahtın Katolik birine verilmesini yasaklayan yasa yapıldı.
Sayfa 91·Kitabı okuyor
7 - Bu bir alt not!
Yıllar sonra Nejat Uygur hastane yatağında bile siyaset malzemesi olacaktı. TBMM çatısı altında büyük bir kavga çıkmasının fitilini de ateşleyen olayı hatırlayalım. 2 Şubat 2010'da Erdoğan basına açıkladı; Nejat Uygur'u GATA'da ziyaret etmek isteyen eşi Emine Erdoğan'a türbanlı olduğu için izin verilmemişti. Bunun sonucu ' Emine Hanım ağlamıştı! Gerçekten de GATA yönetimi Emine Erdoğan'a kapıları kapatmış mıydı? Resmi açıklama henüz yapılmadı. Gerçi, biliniyor ki, TSK iç yönetmeliği gereği GATA'ya başı tam olarak kapalılar ya da kara çarşaflılar sokulmuyor. Ancak eşarp ya da Anadolu kadınının giysisi tül vs ile girilebiliyor. Öte yandan, 18 Mart 2006'da dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül GATA'da tedavi altına alındı. Türbanlı Hayrünnisa Gül, GATA' da refakatçi olarak kaldı. Peki, Bayan Gül'e kapılarını açan GATA Bayan Erdoğan'a niye kapılarını kapatsın? Güya ... Emine Erdoğan Nejat Uygur'un eşi Necla Uygur'a telefon açmış; o ·da bu durumu bazı doktorlara söylemiş; o doktorlardan biri de demiş ki; "Gelmesin." Açıklama böyle. GATA ise bu konuda suskun. İnsan sormadan edemiyor: Bayan Gül'ü, yedi gün konuk eden GATA, Emine Erdoğan'a 10 dakikayı mı çok gördü? İşin özü şuydu; yaşananlar sadece son yıllarda sık sık gördüğümüz "biz mağduruz" politikasının yeni bir versiyonuydu! 2008' de yaşanan olayın 2010' da açıklanmasının nedeni, referanduma aylar kalmasıydı ... Emine Hanım ağlar da Erdoğan ağlamaz mı; referanduma giderken 20 Temmuz 2010' da partinin grup toplantısında 12 Eylül Darbesi döneminde idam edilenlerden bahsederken gözleri doldu! Siyaset nelere kadir!
Sayfa 53·Kitabı okuyor
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9 Mart 1935'te, badem ağaçlarının filizleri henüz tomurcuklanmaya başlamışken güneş başını sislerin arasından yeni yeni gösteriyordu. Fuji Dağı'nın karları hâlâ karanlıkta ışıldıyordu. İstasyon Şefi Sato sabah geldiğinde Hachiko'yu kapının önünde uzanır halde buldu. Tüm akşamı profesörü orada bekleyerek geçirmiş, hayatının son saniyelerine kadar orada kalmıştı.
Sayfa 145 - Beyaz Balina·Kitabı okudu
Alıntı
Değerini bilin;
İslâm devletleri arasında Mustafa Kemal'in emperyalizme karşı mücadelesini heyecanla izleyen ilk Müslüman devleti Afganistan'dır. Afganistan, Anadolu'da milli Türk devletini erkenden tanıdı ve bir dostluk anlaşması imzaladı (1 Mart 1921). Afgan Kralı Amanullah Han, Türkiye'deki gelişmeleri hayranlıkla izleyerek, memleketini çağdaş bir toplum yapmak için Atatürk'ü örnek aldı ve 20 Mayıs 1928'de Ankara'ya geldi. Dönüşünde, birçok Türk aydınını ve uzmanını memleketine çağırdı. Fakat İran'da olduğu gibi Afganistan'da da, Atatürk çizgisinde modern bir devlet yaratma girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu dönemde bu memleketlerin başarısızlığı, çağdaşlaşma doğrultusunda Osmanlı Türkiyesi gibi uzun bir geçmişi ve deneyiminin olmaması, fikri bir aydınlanma devresi geçirmemesi ve toplumda kabile geleneğinin güçlü olmasından ileri gelmiş olmalıdır.
Alıntı
Son halife Abdülmecid ;
Hilâfetin kaldırılmasına kadar (3 Mart 1924) Türk-Hint ilişkileri halifenin bağımsızlığını destekleme konusu üzerindeydi. Saltanatın kaldırılmasından sonra Hint Müslümanları, Abdülmecid'in meclis tarafından halife seçilmesini İslâm geleneğine uygun bulmuşlardır. O zaman Mustafa Kemal'e Seyfü'l-İslam, Mücahid-i Hilafet gibi unvanlar verildi.
Alıntı
An an'ı kovalıyor, an'lar sonsuzlukta eliyor. Çarşamba perşembeyi, perşembe cumayı sürüklüyor. Kasım, aralık oldu, aralık ocak, ocak şubat olacak. Şubat da mart. Ve biz, karanlığın içinde şu vapur gibi zamanı yara yara ilerliyoruz. Nereye? Bir zamansızlık ülkesine doğru...