İnsan: "Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucundan değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı; adam, âdem, âdemoğlu, insanoğlu, kişioğlu, beniâdem, benibeşer, fâni" şeklinde izahatı yapılmıştır.
Bu tanımdan hareketle ana kara parçası üzerinde yaşayan canlılardan en üstünü olan ve bu üstünlüğünü sahip olduğu iradeye borçlu olan âdemoğlunun iradesizliğini ele almıştır Sabahattin Ali 'İçimizdeki Şeytan' adlı yapıtında.
Bu hususta eseri, ilk olarak Freud'un Yapısal Anlayış kuramı ile ilişkilendirdim. Nitekim; eserin ana karakterlerinden Ömer'in yapıp yapmamak arasında tereddüt ettiği durumlar söz konusudur. İşte tam da burada Freud'un Yapısal Anlayış kuramı devreye girmektedir. Kendi istekleri için var olan bir 'id', gerçekçi olmaya çalışan bir 'ego' ve kuralcı bir 'süperego.' Üç öge arasındaki süregelen bir savaş, bir rekabet hali.
İkinci olarak da eseri, Hacı Bektaş Veli'nin Yunus Emre için sarf ettiği şu sözü ile ilişkilendirmek kanımca yerinde olur: Himmet mi istersin, buğday mı? sualine tabiatının acziyeti ile verdiği karardan nedamet duyan bir Yunus Emre, kitabın ana karakteri Ömer gibi. Ruy-i zemin üzerinde yaşayan bizler de bu suali eğrisiyle doğrusuyla tartıp biçelim.
"Savaşın galibi kim olacaktır?" sualine gelecek olursak: tembellik, korkaklık, iradesizlik, bencillik, acizlik, bilgisizlik yani nefistir. "İçimizde şeytan yoktur." der yazar. Menfi eylemlerimizin doğurmuş olduğu sonuçların mesuliyetinden korktuğumuz için uydurduğumuz bir tabirdir 'İçimizdeki şeytan.'
İyi okumalar...
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 2020208,9bin okunma