Okuduğundan bir olay öyküsü bekleyenlere göre bir kitap değil. İçinde bir dolu irili ufaklı öykü var ancak bunlar pat diye başlayan pat diye kesilen durumlardan ibaret öyküler genelde. Oturduğunuz bir lokantada yan masanızda yaşananlar, evin camının gördüğünüz parkta buluşan bir çift, üst komşunuzla apartman veya yöneticinizle yaşanabilecek sorunlar, tıkanmış yolda durmak zorunda kalmış dolu bir belediye otobüsünün içinin boğuculu... Sanki Barış Bıçakçı şehirde gezerken dikkatini çekenleri yanında taşıdığı not defterine oracıkta not etmiş de bu öyküleri o notlardan yazmış gibi. Hayat akıp giderken çevremizde yaşanıp bitiveren, zamanın akışa kapılıp giden, yok olan anlardan bir kaçı bu kitapla kayıt altına alınmış. Hem de çok duru bir dille.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir terk edilişin ardında bıraktıklarının, bir intiharın hikayesi yer alıyor kitapta. Farklı kişilerin gözünden, farklı zamanlarda, farklı anlatım biçimlerinde olayın çevresinde dolaşıyoruz. İntiharın öncesini ve sonrasına tanıklık ediyoruz. Yazar bunu bize yaptırırken yaşamaya ilişkin, yaşamın anlamına ilişkin bir dolu soru işareti bırakıyor zihinlerde. Özellikle Başak ve Umut'un giden babalarının ardından oynadıkları oyun hüzünlendirdi beni. Bir de beş yıl sonra aynı yerde, aynı saatte ne olursa olsun buluşmak bu şekilde yaşanmaya çalışan "mütevazı sonsuzluk duygusu".
Seviyorum seni, dedi, üzüm gözlerini, bakışlarının ağır salkımlarını, gidip de dönmek için biri bile yeter bana. Salıncaksın sen, dedi, sesin açık pencereden içeri doluyor.