Uzun bir süre cevap veremedim, sessizce karşılıklı dikiliyorduk öylece, ellerimiz ellerimizde, dosdoğru, derin ve mutlulukla bakıyorduk birbirimizin gözlerine. Bu birkaç sessizlik saniyesini ömrümün en mutlu anları sayacağım ebediyen ; asla, asla, ne daha önce ne daha sonra tattım böyle saf, derin, her şeyi soğuran coşkuyu.
Henüz düşünmüyordum aşkı ama aşkın arifesindeki o bulanık, bitkin düşüren, kederli hislerle dolu endişe verici dönemden geçiyordum. Nerede olursam olayım, unutmak için ne yaparsam yapayım, düşüncelerim Olesya'nın suretiyle meşguldü; bütün varlığım ona gaye ediniyordu; onun en önemsiz sözlerini, jestlerini, tebessümlerini bile her hatırlayışım dingin ve tatlı bir acıyla sıkıyordu yüreğimi.
Herhangi bir erkekten nefret etmeme gerek yok, çünkü artık hiçbir erkek beni incitemez, hiçbir erkeği pohpohlamam da gerekmiyor, çünkü artık hiçbirinin bana verebileceği bir şey kalmamış durumda...