Mathilda

Mathilda
@mat_il_da
“Kitap dolu bir ev, çiçek dolu bir bahçe ve hayvanların da insanlar kadar hak ettiği bir dünya hayaliyle.”
Boşver , sen olmasan da batıyor nasıl olsa bu dünya 🌎🍂
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Kayaberk İpek

@kayaberkkk
·
Öteki, Doppelgänger ve Lacan
Nerden başlayacağımı bilemiyorum… Fyodor Dostoyevski öyle bir kitap yazmış ve öyle gerçekçi bir psikolojik tahlil yapmış ki kendisinden sonra gelen yazarları, psikologları hatta tüm insanlığı derinden etkilemiştir. Bir çılgınlık yapıp böylesine büyük bir yazarı kronolojik sıralama ile okumaya karar verdim. Henüz yazdığı ikinci kitabı olmasına rağmen ne denli doğru bir karar verdiğimi bu kitabında anladım. Şimdi ise biraz içeriğe geçelim. Her şeyden önce bir terimden bahsetmek istiyorum sizlere; Doppelgänger. Etimolojik olarak Almanca kökenli olup, Doppel (double) çift kelimesine gänger ise (walker) yürüyen kelimelerine gelmektedir, Türkçe’ye ‘’çift-gezer’’ olarak çevirebileceğimiz edebi bir terim. Avrupa mitolojisinde canlı bir insanın kendisine tıpatıp benzeyen görüntüsüdür, birnevi bir canavardır doppelgänger. Dostoyevski’nin 1846 yılında kaleme aldığı Öteki adlı kısa romanında, düştüğü sefalet ve karşılıksız aşk içinde deliliğe sürüklenen Golyadkin karakteri kendisinin başaramadığı her şeyi başaran ve kendisine her anlamda ikizi gibi benzeyen bir insanla yani bir doppelgänger'i ile karşılaşır. Doppelgänger bu kitapta başarılı bir motif olarak karşımıza çıkıyor. Romanın başlangıcında 9. Dereceden memur olan Golyadkin’in kendisinin hastalığı hakkında endişeli olan ve tehlikeli derecede antisosyal biri olduğunu düşünen Doktor Rutenşpits ile konuşması bizi karşılar. Doktorumuz Golyadkin’e biraz ‘’sosyalleşmesini’’ tavsiye eder. Ve kahramanımız da bunu denemeye karar verir, ama başarılı olabilecek midir? Burası tam bir muamma. Ki zaten aşağılık duygusu ile sosyal baskıların doğurduğu hastalıklı bir ruh hali olan Golyadkin, toplumda kendine bir yer edinemez ve bu durumu kendine zulüm haline getirir. Muzdarip olduğu psikolojik sıkıntının en nihayetinde delirir ve bir tür kişilik
Edebiyat
..

Gönül.

@BilgeSevgi
·
Yıllarca Notre Dame'ın Kamburu
Quasimodo, Aşık olunamayan adam; içinde yaşadığı çağ gibidir, çarpıktır, biçimsizdir, bir gözü kördür, sağırdır, sevgisizdir, ruhu karanlıktır. Uzaktan bakmak istersiniz. Acınasıdır ama sevilesi değil.Halktır. Phoebus, Aşık olmayan adam; ün düşkünüdür, gösterişlidir, bencildir, kibirlidir, kan emicidir, vicdansızdır. Çekinilesi ve imrenilesidir. Yöneticiler sınıfıdır. Claude Frollo, Aşık olması yasak adam; yasaklardan ördüğü duvarlar arasında ruhu hapsolmuştur, insani duyguları bastırılmıştır. Her adımı cennete biraz daha yaklaşmak içindir, çıkarcıdır, riyakardır, samimiyetsizdir ve nefret doludur. Gerçekte sevilmeyen ama korkulandır. Kilisedir. Esmeralda, Üç adamın ve üç sınıfın aşkıyla yükselen fakat dipte kalmaya mecbur kadındır. Güzel-akıllı-zengin olduğundan ya da sadece biraz dikkat çektiği için cadı diye yaftalanıp kolayca ortadan kaldırılabilen kadınlar içinde bir kadındır. "Bu çağ acımasızdır." Adalet yitirilmiştir. Ölüm sıradanlaşmıştır. Kilise insanların ruhlarına, kral ve yandaşları ekmeklerine çökmüştür. Bu Paris pis kokuludur. Ölüm kokar. Vicdansızlık kokar. Kötülük kokar. Bu bulanık sokaklarda gezinip duran birtakım kıyafetler vardır:

İzdiham Dergisi

@izdiham
·
“Fakat her şey geçer, her şey unutulur. Kendini bir felaketin içinde kaybetmenin manası yoktur.” Sabahattin Ali
Edebiyat