iyi bir şairin kaleminden dökülen kelimeler gibi değildi,
biraz kırık, biraz hüzünlü,
gözyaşı kokardı benim kağıtlarım.
sahi gözyaşının bir kokusu var mıydı?
yoksa o tuzlu tadı biraz denizi mi andırırdı?
ya o ayrılığın bir tadı var mıydı?
geneli biraz tuzludur ayrılıkların,
ihanetin tadı da lezzetlidir.
az pişmiş kanlı bir bonfile gibi..
aslında biraz vahşidir ihanetler,
ihanet ettikçe tekrarlayasın gelir
bir kere tadını alınca tekrarlamadan durduramazsın.
cinayettir her ihanet.
yaşatana ne kadar haz verse de
her yaşayanı buz kestirir..
bırak onu gitsin kalbim,
sen her nasılsa ona bir kez daha ihanet edeceksin...
bugün aldatıldım.
aldatılmak nedir?
duyguların kirlenmesi midir yoksa bedenin kirlenmesi midir?
aldatmak sadece bedenle mi yapılır?
vücutlar sürtüşmeden de aldatmak mümkün müdür?
baksan görür müsün sevgilinin gözlerindeki kirliliği?
bir kadın hissedebilir mi sözlerde ki sahteliği?
yalancı sevişmeleri ve dahi buz gibi öpüşleri…
aldatmak birazda kendini aldatmak değil midir?
kendi şerefine sahip çıkamayan bir adam nasıl sahip çıkar hayat arkadaşına ve dahi kendi canından kanından evlatlarına?
adam dediğin tek bir kadına sahip olmakla övünen değil miydi eskiden?
çok kadın hiç kadın değil miydi yoksa?
yalnızlık değil miydi sonu?
böyle demez miydi zampara şarkısında teoman…
İnsan kendi için yaşar.
Kendimi hep bu cümle etrafında eğittim. Bundan mütevellit kayıplarım veya kaybettiklerim asla delip geçmedi, sıyırdı geçti.
Fakat siz anlamıyorsunuz. Ben hep böyleydim. Dünya hep benim etrafımda döndü. Arkadaş ortamlarında veya bulunduğum çevrede son kararı veren hep bendim. Planlar benim istediğim şekilde ilerlerdi. Ben ne dersem o tercih edildi... Gideceğimiz film, yenilecek yemek, gidilecek mekan.. Hepsi benim kararlarımdı. Pek çok insanı barındırdım etrafımda ve pek çok insanı çıkarttım hayatımdan. Kendimi huzursuz hissettiğim hiçbir arkadaşlığımı devam ettirmedim. Ama yalnızlık korkumda hep içimdeydi hissettirmedim. Herkesle iyi olmaya çalışmadım. Yanımda bulunmak isteyen zaten yanımdaydı. Uzaklıklarla uğraşmadım. Ben hiç dostum demedim mesela birine.. Dostum olabilmesi için 50 yıl geçirmem gerekti birisiyle... Çocukluk arkadaşlarıma bile belirli derece mesafeliydim. Zira bana göre insanlık; kendi çıkarları ve çerçevesi etrafında toplanmış, birbirinden fayda sağlayan bir kesim. Benim hayatımda hiçbir şey vazgeçilmez değildir. Hiçbir şeye kuru kuruya bağlılığım olmaz. Arkadaşlık dediğimiz kavram pamuk ipliğidir. Gün gelir yerinizi başkası doldurur, gün gelir hayatlarınız ve uğraşlarınız değişir. Gün olur aynı yemeği paylaştığın o insan en büyük düşmanındır.
Bundan mütevellit aslında insan oğlu hiçbirşeyin kesin olmadığı bir dünyada hiç kimseye bağımlı kalmamalı. Ve kendinden başka birisine ihtiyacı olmamalı.