Sinir sistemimiz aracılığıyla, beyinlerimizde gerçekliğin bir modelini yaratarak dış dünyayı işleriz. Ve tıpkı Matrix'te olduğu gibi, her şey göründüğü gibi değildir. Hepimiz, görsel yanılsamaların gücünün zihnimizi şeyleri yanlış algılamaya ittiğini biliriz ama en güçlü yanılsama, kafamızın içinde birleşik, tutarlı bir birey ya da benlik olarak varolduğumuz algısıdır. Bir benlik olarak bedenlerimizi işgal ettiğimizi hissederiz. Zihinsel düzeyde çoğumuz beynimize gereksinim duyduğumuzu bilir ama çok azımız bizi biz yapan her şeyin bir kas yığınına indirgenebileceğini düşünür. Biz dediğimiz şey aslında beyinlerimizdir; ama beyin şaşırtıcı biçimde işlediği dünyaya bağlıdır ve benlik üretimi söz konusu olduğunda diğerlerinin bizi şekillendirme konusundaki rolü olağanüstüdür.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Matrix 3 filmindeki “kahin” karakteri bir yapay zeka yazılımı idi, kendisine giderken kullanılan kapılar ise gerçekte birer backdoor’du.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kaşık zaten yok (Matrix)
Bazı anlar vardır, sorgulanmaması gerekir. Sorgularsanız, anı yaşayamaz ve gelecekte pişman olursunuz.
Matrix'in ilk filminde Ajan Smith'in Morpheus ile paylaştığı ilginç bir tespit söz konusudur. İnsanın canlıları sınıflandırmasında, kendisini memeli sınıfına koymasının hatalı olduğunu öne sürer. Çünkü yeryüzündeki bütün memeliler muhtaç oldukları doğa ile mükemmel bir denge içerisindedirler. Ama insan öyle değildir. Bulunduğu yeri sonuna kadar sömürür, yok eder ve kendisine yeni sömürülecek yerler arar.
Alıntı
Tadı Acı Ama Vaadilen Topraklar Cennet
"Psikoterapist Jung insan yaşamının iki evreden oluştuğunu söyler. İlk evre ailemizin ve toplumun bizden beklentilerini karşılamakla geçer. Bize hedef gösterilen okullara gideriz, çok çalışıp mezun oluruz, bizden beklenen işlere gireriz. Ardından toplumdaki en küçük birimi kurmamız istenir, çünkü bireyken karar vermekte ne kadar özgürsek aile olduğumuzda elimiz kolumuz o kadar bağlıdır. Hele bir de işin içine çocuklar girdi mi, hapishane tamamlanmış olur. Hayatımız bize verilen görevleri en iyi şekilde tamamlamakla geçer. Tüm görevler tamamlandığında adeta bir duvara çarparız. Varoluşsal bir iktidarsızlık başlar ve iki soru belirir önünüzde. A. Kimim? B. Ne olmak istiyorum? Bu iki soruyu hayat çizgimizde iki nokta olarak alırsak tüm hayatımız A noktasını tespit etmek ve B noktasına gitmeye çalışmaktan ibarettir. Hayat her zaman size bu iki soruyu soracak, cevabınız yoksa o size söylüyor olacaktır! Hepimiz hayatın öğrencileriyiz sonuçta! 4 yaşına kadar kaderimizin, 40 yaşına kadar düşünce ve seçimlerimizin sonucunu yaşarız, ta ki farkındalık yaşayana kadar. Matrix filminin diliyle konuşursak hayatta bize bu iki soruyu sorduran her türlü olay kırmızı haptır. Tadı acı ama vadettiği topraklar cennettir. Farkındalığın kapısını açar!"
Sayfa 109·Kitabı okuyor
Felsefe