Gerçekliğin aslında ne olduğuna dair kapsamlı bir kavrayışa hiçbir şekilde sahip olmadığımızı düşünen bilim insanları da var. Bunları şarlatanlar veya sahte bilimlerin çığırtkanlığını yapan boşboğazlar değil, saygın ve önemli kişiler söylüyor. Aralarında Califomia Üniversitesi lrvine Kampüsü profesörlerinden Donald D. Hoffman gibi kişiler de var. Hoffman, bize sürekli gerçekliğin temsilini vermeye uğraşan beynimizin esasında bu gerçekliği bizden saklamak için evrildiğini öne sürüyor. Hoffman'a göre zihinlerimiz bize basitleştirilmiş ve şifrelenmiş bir dünya inşa ederek hayatta kalma şansımızı artırmaya çalışıyor. Bu hipotezi defalarca okumuş ve dinlemiş olsam da "bildiğim" ve gündelik olarak tecrübe ettiğim şeylerle hiç uyuşmayan bu sözler, bu cümleyi yazarken bana bile zırva gibi geliyor.
Hoffman'ın katılmadığı ortodoks bakış açısı, bizim gerçekliği bir bütün olarak görmesek bile hayatta kalmamıza yardımcı olacak yanlarını gördüğümüzü, yani belli bir nesneye baktığımızda o nesnenin gerçekte orada olduğunu ve bizim o nesneye dair bazı şeyleri algıladığımızı savunur. Yani bu görüşe göre masada duran kırmızı elma, kırmızı ve elma biçiminde olmasını sağlayan fiziksel özelliklere sahiptir. Hayatta kalabilmek için algılamaya ihtiyaç duyduğumuz hakikatler vardır ve bunları büyük oranda doğru bir şekilde algılarız. Elmaya bakınca gördüğümüz şey, atomların ve elmanın oluşumunda rol oynayan özelliklerinin makul bir özetidir. Dünyaya dair, bizim hayatta kalmamız açısından o kadar da önemli olmayan başka hakikatler de vardır ve evrim bizi bu hakikatleri görecek şekilde yönlendirmemiştir. Bunun en iyi örneklerinden biri olarak elektromanyetik radyasyonu ele alabiliriz. İnsanların algılayabildiği görünür ışık, aslında elektromanyetik spektrumun çok kısıtlı bir parçasını oluşturur.
Sayfa 271 - Metis Yayınları, 1. Basım, Çev. Deniz Keskin