📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Günaydınnnn. Polisiye kitapları çok sevmeme rağmen; kalemiyle bu kitapta tanıştığım (evet doğru duydunuz ilk kez okudum)Agatha Christie’nin Poriot Araştırıyor kitabının yorumuyla sizlerleyim.
Kitap, ünlü dedektif Hercule Poirot’un arkadaşı Binbaşı Hasting’in ağzından anlatılan 11 kısa hikayeden oluşuyor. Her hikaye, dedektifin üstün zekası yani onun deyimiyle ‘küçük gri hücreleri’ sayesinde kolayca çözülüyor. Ama maalesef, polisiye kitap okurken hissettiğim heyecanı hissedemedim. Belki bu kitapla başlamam benim için dezavantaj oldu. Sherlock Holmes kitaplarını çok seven biri olarak kitapları birbirine çok benzettim ve Sherlock okurken duyduğum heyecanı bulamadım. Ama yazarın diğer kitaplarının çok iyi olduğunu ve kısa hikayelerden oluşmadığını öğrendiğim için okumaya devam edeceğim. Birçok kişi sevdiğine göre elbet vardır bir bildikleri.
“Neyse ne Uluzar! Sorun nerede? Ben hangi kısımda yardım edeceğim? Anlamadım.”
“Sorun şu ki... Abi, ben elimde çiçek falan taşımam,” dedi sıkılarak.
Demiralp arkasına yaslandı ve arkadaşını gaza getirmek için, “E taşıma Uluzar. Çiçek götürmek istemiyorsan ve Sümeyya öküz sever diyorsan götürme,” dedi.
“Birincisi, taşıma demekle olmuyor. Öyle sap gibi gidemem! İkincisi, niye öküz oluyormuşum? Belki o da yolda çiçek taşımayı sevmiyordur. Ben onu düşünüyor olamaz mıyım?” dedi Turaç ama kendi bile söylediğine inanmadı.
Demiralp tek kaşı havada, hafif gamzeleri çıkmış bir şekilde arkadaşına bakıyordu. Hafif bir alayla, “Bu söylediğine sen inanıyor musun Uluzar?” dedi.
Turaç bir of çekti ve sıkıntıyla yerinde kıpırdanarak, “Tamam ne diyorsan o. Çiçek mi alıyorum?” dedi.