Odasında, yatağının üstünde kucaklaştık. Onun uyku tulumunun içinde, yağmuru dinlerken öpüştük, sonra şundan bundan konuştuk, her şeyden; dünyanın oluşumundan tut da, rafadan yumurtanın nasıl pişirileceğine değin.
"Ama gel de bunu vergi memuruna anlat. Tek yaptıkları, sürekli sıkıştırmaktır. 'Geliriniz biraz fazla düşük değil mi sizce? Tabii ki para kazanamıyorsan gelirin düşüktür! Bunları duyunca çığlık atmak istiyorum, 'Gidin zenginlere yapın bunu!' diye. Eğer devrim olursa vergi memurlarının tutumunun değişeceğini düşünüyor musun?"
"Çok şüpheliyim."
"Tamam, olay açıklığa kavuşmuştur. Ben lanet olası devrime inanmıyorum. Sadece aşka inanacağım!"
Gerçekten de, bir demokrasideydik artık! Lider yalanlar söyleyerek yönettiğini sanıyor, halk uyduğu bütün kanunların kendi iyiliği için konduğuna inanıyor, ülkedeki tek yayın organı olan radyonun spikeri de her şeyi görüyor, ancak deli taklidi yapıyordu!