Kitap küçük bir çocuk olan Yusuf'un gözlerinin önünde ailesinin öldürülmesine karşın buna tepkisiz kalmasıyla başlıyor. Betimlemeler çok fazlaydı fakat beni sıkmak yerine olayın içinde hissettirmeyi başardı. Kitabın defalarca kez altını çizdim, cümlelerde kendimi buldum. Duyguları çok net ama soğukkanlı bir şekilde hissettim. Sanki yıllar önce yazılan bir kitap değil, günümüzü okuyor gibi. Fakat final beni hayal kırıklığına uğrattı. Kitap eksik bırakılmış gibiydi. Devam edilmesi gereken olaylar vardı... Buna rağmen kesinlikle okunmalı.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,4bin okunma
Kitaba yaşıtlarımın söyledikleri yüzünden ön yargıyla başladım. Sıkılacağımdan korktum. Fakat kendimi Ahmet Cemil'e yakın hissetmemden ötürü olsa gerek başladığım andan itibaren bayıldım. Edebiyattaki öneminden ziyade hissettirdikleri gerçekten de memleketimiz gençlerini yansıtıyor. İşte mai gecede bir bârân-ı elmas altında başlayan hikayenin siyah gecede bir dürr-i siyah altında bitmesi... İşte hayatıma girmesinden pişmanlık duyduğum eski bir tanıdığın sözlerinin kanıtı... "Hayat böyle; güzel başlar, kötü biter, daima."
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Can Yayınları · 201934,7bin okunma
Kitaba bir cümle ilham veriyor, "İnsanların duyguları olmasaydı her şey ne kadar kolaylaşırdı." Bunu pek çok kez düşünme fırsatı buldum. Duyguları olmadığını söyleyen biriyle de tanıştım, tıpkı kitaptaki gibi benden yaşça büyük olan. Hatta duygularını doruklarda yaşayan küçük bir kız olduğum için, ki hâlâ öyleyim bence, duygularıma taptığını söylemişti. Oysa ben onun duygusuzluğuna hayrandım. Tabii zamanla bunun ne kadar aptalca olduğunu anladım. O kişi çıktı hayatımdan, aradan 3 yıla yakın zaman geçti. Sonra ben tesadüfen bu kitapla tanıştım... Kitap Podima adlı bir köyde işlenen cinayetin ardından köye gelen gazetecilerden birinin Ahmet Arslan'la tanışmasıyla başlıyor aslında. Daha sonra karakterimiz gazetecinin merakını kullanarak bir hikayeden bahsediyor. Hikayenin her gece birazını anlatıyor ve böylece kızı birkaç gün yanında tutmayı başarıyor. Bana kalırsa hikaye oldukça çarpıcıydı fakat duygular tam olarak okuyucuya verilememişti. Ben hissedemedim mesela hikayedeki aşkın büyüsünü... Sanırım kitap biraz daha uzun olsaydı ve duygular üzerinde daha fazla durulsaydı çok daha iyi bir eser olabilirdi. Bir de çoğu okuyucunun iddiasının aksine ben kitabın sonunu başlarda tahmin edemedim. O kadar zeki olmadığımdan olsa gerek. Sonunu şaşırarak okudum. Okursanız çok şey kazanacağınız bir kitap mı? Öyle olduğunu söyleyemeyeceğim. Fakat okumayınca bir şeyler kaybedeceğiniz kesin.
Krallığı savunduğu için askeriyeden atılan Selim Pusat'ın ruhsal buhranını, iç dünyasını, yasak aşkıyla savaşını okuyoruz. Nihal Atsız'ın görüşlerinden dolayı önyargıyla başladığım kitabı hayran kalarak bitirdim. Hayatım boyunca unutamayacağım bir kitap olarak kalacak.
Okumayan var mıdır, bilmiyorum. Anlatılan aşk dışında karakterin iç dünyası, düşünceleri, hayata bakışı oldukça çarpıcı. Okumayanların da bir bakması gerek kanımca.