Fransız ihtilali zamanın da yazılmıs olan eser Londra ve parisin ihtilalden önce ve sonra yaşadığı açlığı,sefaleti ve acımasızlığı tüm yönleriyle ortaya koyar.
Paris : bunalım şehri
Londra : huzurun, paranın, saygınlığın olduğu şehir.
Paris te karanlık günlerin karşısında Londra da aydınlık günler yaşanır.Ancak bana göre iki şehirde karanlığın içinde umudu, aydınlığın içinde hüznü taşıyor.
Yazar dönemin fakirliğini, umutsuzluğunu ve soylulara olan kini o kadar güzel tasvir etmiş ki akıcılıktan da öte olayları yaşıyorsunuz adeta.
İhtilal öncesi ezilmiş, sömürülmüş halk asilzadelere, adaletsizliğe günden güne kinle öfkelerini büyütmüşler ve bir başkaldırı olmuştur.Bu başkaldırıyla birlikte yeni bir dönem baslamıstır.Yıllarca ezilen, sömürülen halk biriktirdikleri kin ve nefret duygusu onları asilzadelerden daha acımasız yapmıs ve suclu sucsuz ayrımı yapmadan yüzlerce insan idama mahkum edilmistir.
Yazar, kitapta bu kadar vahset ve zulme tanik olan insanların yasadigi degisimleri ele alirken bize de insanın doğuştan mı kötü olduğunu yoksa şartların mı bunu gerektirdiğini sorgulatır.