Çiçek eren

Çiçek eren
Lisans
56 okur puanı
Şubat 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Mecruh
Dünya çok garip bir yer.. Gerçekten. İçinde barındırdığı insanlar da farklı değil. Olmamasını beklemek saçmalık olurdu. Ne yaptığını anlamayan bir ırk.. Belki de hastalık. Bu sıralar ruhum insan olmanın sancısı içinde.. Derin bir çukura düşmüş gibi. Farklı bir varlık olsam aynı şeyleri düşünür müydüm acaba? Bu işin içinden çıkılamayacak bir paradoks gibi. Bir yerde okumuştum ruh bir bedene girmeden önce kendi dünyasında huzur mutluluk içinde yaşarmış ancak birgün kendi sınavının başlayacağını bilir ve tekrar ait olduğu dünyaya geri gelmek için savaşırmış.. Herkes orayı o kadar sevmiş ki bunun için hep iyi biri olmaları gerektiğini bilirlermiş tanrı yine bir sürprizle ruhları kandırmış.. Melekler ruhları bedenlerine göndermeden önce işaret parmaklarını dudaklarına doğru 'şşşş' yaparak uyutur. Size basit gelen bişey olabilir ancak o ait olduğu dünyayı unutması içinmiş.. Dudağımızdaki işaret aslında bunun bir işareti ancak ruhlarımız bunu anlamayacak kadar körerdi.. Belki de garip olmanın nedeni bir bilinmezin içinde ait olmadığımız bir evrende sürüklenip durmamızdır. Ruhumuzun acı çekmesi hatırlayamadığından mı? Ne dersin sevgili okuyucu?
İnsan ve Duygular
Reklam
Meyus
Susmuyorlar.. Kafamın içinde sesler susmuyor. Bazen içimdeki kişiyle herkesin gördüğü kişinin ayrı olduğunu çok net görebiliyorum. Şuan saat 04.11 deli gibi uykum olmasına rağmen uyuyamıyorum. İçimde değişik bir duygu, bir boşluk hissediyorum bir yerlerde keşke bulabilsem yerini belki tamamlayacak ya da üstünü örterek saklardım. Oysa inanın neresi olduğunu bile bilmiyorum. Bilmemekten bahsetmişken çoğu şeyi bilemiyorum artık.. Eski kendimi, sevdiğim kişilerdeki değerimi, saygınlığımı, neşemi çoğu şeyi bilemiyorum. Belki de içimde bir bıçak yarası gibi sürekli kanayan kısım bilememe duygusudur. Keşke ne yapmam gerektiğini de bilsem. Sevgili okur ne kör cühela olmuşum. Oysa çok şey bildiğini düşünüp dururdum daha yolu yarılamamışım.. İçinde acı hissi bilinmezlik yaşayan okurlarım için söylüyorum umarım bir gün o boşluğu bulur kapatırsın o zamana kadar sevgiyle kal..
Edebiyat
Dilhun
Otobüsğn gelip gelmeyeceği çok manidar bir durum. Öylece bekliyorum durakta karşı tarafta 17 yaşlarında çocuklar çalışıyor hemen yanında inşaat halindeki yapıda çalışanlar aralarında esmer saçlarını asker traşı gibi kesmiş bir çocuk kürtçe şarkı söylüyor sadece kürtçe olduğunu anlıyorum sesi kulağa hoş gelen bir nida gibi.. Ara sıra boşluğa kilitleniyorum. İnsan boşluğa neden düştüğünü bilmez mi? Bilir de işte kendime kabul ettiremiyorum bu inatçı yanımı bazen seviyorum bazense boğuyor beni. Kendimi anlamakta çok zorluk çekiyorum. Ne istiyorum? Ne yapıyorum? Ne yapmalıyım? İnsanları anlamak ile ilgili de bir takım sorunlar var. Sanırım çok düşünüyorum herşeyi. Lanet kafaya reset atamıyorum ya da anlık unut butonu koyamıyorum. Unutmuş gibi yapıp her dakika kırıldığım yerleri tekrar tekrar izliyorum gibi.. Bu kendime acı çektirmek için değil aslında sadece ders almak için fakat ders aldığım pek söylenemez. Düşünüldüğü zaman hayattan keyif almam gerekiyor. Ailem yanımda işim var (her ne kadar kendi işim olmasa da) sevdiğim biri var kalbimde hergün çiçekler açtıran.. Dostlarım.. Mutlu olmak için bir sürü neden kişi var ama sanırım mutluluğa alerjisi olan biriyim.. Bir yerde okumuştum 'kişi nasılsa hayatı sevgi biçimi görüşü de ona göre şekillenir' her şey dört dörtlük olsun ben mutlu olmayı haketmiyorsam bazı şeyler olmaz bunu kabullenmek gerekiyor. Zor ama biraz öyle. Yazdıklarımı birileri okuyor mu bilmiyorum ama şuan biri okuyorsa söyleyecek bikaç şeyim var. Lütfen hayatını zindan etme kendine sev oku sevil gez kork her anı dolu dolu yaşa.. İsteyerek özgürce.. J. J. Rousseau'ya göre insan doğduğunda zincirlere bağlıymış ve hayatı boyunca onları kırmak için uğraşıp dururmuş. Lütfen kendin için kır o zincirleri (!)
Edebiyat
Uğur Mumcu Kır Çiçekleri
Zeynep Oral'in romansı anlatımı ile "Reha isvan ile direniyor, Reha isvan ile onurlanıyorsunuz." "- Selimiye Kışlası'nın geniş merdivenlerinden aşağıya inerken, yanına çok güzel, gösterişli bir kadın polis yaklaştı. Sıcak bir gülümsemeyle, "Özür dilerim, size kelepçe takmak zorundayım" dedi. Mavi gözlü, kalın kaşlı, saçlarının önü belli belirsiz ağarmış kadın kollarını uzattı, "buyurun, hemen kelepçeleyin" deyip ekledi: "Onlar benim bileziklerim."