Bu kitap ruhuma işledi… Mistik, sade ama derin- her satırında düşündüm, her sayfasında içime döndüm. Hayattaki en değerli hazineler, çoğu zaman dışarıda değil içeride saklıdır.
Santiago’nun çölde, yıldızlarda, rüzgârda aradığı anlam aslında zaten onun içindeydi.
Bana göre bu kitap, dış dünyada aradığımız cevapların aslında kendi kalbimizin fısıltılarında olduğunu anlatan bir çağrı.
Ve bu çağrıyı duyabilmek için bazen yola çıkmak, kaybolmak, kırılmak ama asla umudu bırakmamak gerekir.
Aslında çocuk eseri gibi görünen bu kitap, daha çok yetişkinlerin kaldırabileceği bir eser. Okurken bu denli üzüleceğimi tahmin etmezdim. Ah Zeze, ah üzümlü kekim, zeki, meraklı, hassas, duygusal çocuk…
Zeze’nin masum, kimsesiz, acılı yüreğinin ızdırabı içinize işliyor. Zeze’nin Portuga’yla vedalaştığı o son sayfalarda bıraktığım gözyaşlarını unutmayacağım. Hep yüreğimde taşıyacağım ve ben de hep özel yeri olacak, “seni çok iyi anlıyorum Zeze; ben de küçük bir çocukken, beni çok seven Portugamı yani Babamı kaybederken, aynı acıları çektim, çok şey kaybettim, kaç yaşına geldim yokluğu hala canımı yakıyor. İçimde hala onun için ağlayan zavallı küçük bir çocuk var Zeze…”
Keşke hiçbir çocuk acıyla tanışmasa.. Duygu yüklü bu kitabın herkesin ve her kesimin başucunda olması gereken bir kitap, keşke o kadar çok bekletmeyip daha önce okusaydım, kesinlikle tavsiye ederim.
İmam Gazalinin sadeleştirilmiş kitabı;
Ölümü, kıyameti, ahiret hayatını ve kabir hayatını anlaşılır bir şekilde tek tek anlatan, iliklerimize kadar hissettiren, içinde hakikat barındıran bir eser. Bizlerin bu hayata ne için geldiğini düşündürüp, ahiretimiz için güzel amel işlemeye teşvik ediyor. Yani özetle sıkmayan, akıcı, okuyanı kendine bağlayan ders niteliğinde, evet kesinlikle okunmalı ve Rabbim bundan istifade edip ömrümüzün en kıymetli yerine koymayı nasip etsin.