“kendi bodrumunda tıkılıp kalan ve üst katlara çıkan basamakların önünde bekleyip duranlar için”
Uzaktan bakıldığında Ellinor’un kendini iyi hissetmesi için hayatında her şey mevcut, iyi bir işi ve değer gördüğü bir ilişkisi var. Ama Ellinor sahip olduğu her şeye rağmen kendini sıkışmış, mutsuz ve amaçsız hissediyor.
İş arkadaşı birden ortadan kaybolunca masasında yeni bir görev beliriyor ve böylece norveç postkom tarafından yönetilen, AB’nin üçüncü posta direktifi uygulamasına karşı bir siyasi kampanyanın tam ortasında buluyor kendini.
Bu direnişle beraber iş arkadaşlarının sesi oluyor ve hayatı monotonluktan uzaklaşıp, anlam kazanmaya başlıyor.
Postane günlükleri, yazarın türkçeye çevrilen diğer kitabı “miras”a karşın daha umut aşılayan bir hikayeye sahip. Bireyin topluma karşı yabancılaşma ve yalnızlaşma sürecine dair güzel bir metin, ilgisini çekenlere tavsiye ederim
“sanki karanlık bodrum merdivenlerinin en son basamağındaydım, yukarıdaki kapının altından gün ışığının süzüldüğünü görüyordum ve oraya ulaşmayı, birinci katın aydınlığına çıkabilmeyi başaracağıma dair büyük bir inanç içimi kaplıyor gibiydi.” Postane GünlükleriVigdis Hjorth
Julian Barnes benim uzun süredir radarımda olan ve aldığı övgülerden dolayı okumak için çok heyecanlı olduğum bir yazardı. İlk hangi kitabını okusam diye çok düşünmeden attım sepete biricik hikaye’yi. Büyük umutlarla başladım ama beklentimin altında bir metinle karşılaştım.
Paul 19 yaşında bir üniversite öğrencisi, gittiği tenis kulübünde 48 yaşında, iki çocuk annesi ve mutsuz bir evliliği olan Susan ile tanışıp bir ilişkiye başlıyor. Barnes, kitabın başlarında herkesin hayatında bir biricik hikayesi olduğunu söylüyor. Başkarakter paul’un susan ile olan ilişkisi de onun biricik hikayesi.
Yazar otobiyografik esintiler ile beraber bu yorucu ve yıllara yayılan ilişkiyi katman katman açıyor.
Tüm olumsuz düşüncelerime rağmen altı çizilecek, tekrar tekrar okunacak birçok satır vardı kitapta. Barnes okumaya devam edeceğim çünkü bu kadar övülüyorsa vardır bi sebebi
Biricik hikaye, ağır ve sakin bir roman.
Büyük bir beklentiye girmeden, çok iyi ve anlamlı alıntılar olduğu için okunabilir
"Çünkü bazı şeyleri bir kez yaşadınız mı, onların içinizdeki varlığı gerçekte hiçbir zaman ortadan kaybolmuyor."
“Aşkta her şey hem doğrudur hem de yanlıştır; üzerine saçma bir şey söylemenin olanaksız olduğu tek konudur aşk.”
Julian BarnesBiricik Hikâye