Hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu.
Bütün hayatımca nasıl oynayabilirdim? Sen de dayanabildin mi? Sen de ürkütücü bir gerçekle bozdun bu oyunu. Herkesin belirli bir işle uğraştığı bu kocaman dünyada yalnız başına oradan oraya sürüklendin canım kardeşim benim.
- Ama Bay Adams, bahsettiğim 5 Ekim yıllar önceydi.
+ O kadar da emin misiniz? Bizim aklımız ermez demiştiniz. Jennie'nin ailesi öldü demiştiniz. Ama ben onu o gece bankta ağlarken buldum. Burada öğrenciydi dediniz. Ben onu burada ziyaret ettim. Teyzesi ile New England'a gitti dediniz. Gitmeden hemen önce onunlaydım. Öyleyse nasıl olur da hepsi yıllar önceydi dersiniz? Evet, bizim aklımız ermez. Ama şimdi az da olsa biliyorum. Jennie'nin yaşam şeklini anlayabiliyorum. Onun bir parçası olduğumu da biliyorum. Hayatlarımızın birbirine örülmüş olduğunu kendisi söyledi bana. Ne zaman ne de dünya çözebilir bunu demişti. İşte benim inandığım bu. Teşekkürler Rahibe!
#portraitofjennie
İşte günler böyle geçecek biliyorum, her gün geceye devrilecek. Günler son bulacak, geceler son bulacak. Ve bir gün her şey bir hatıra olarak kalacak. Yaşamak bu değil mi? Yaşayacağız elbet. Zaten yaşamak da bizim için dokunaklı bir şarkı değil ki. Demiş ya Süleyman Çobanoğlu, yaşıyor yaşamaksa kan geliyor ağzından.
sen şiir sanıyorsun,
kan geliyor ağzından.
Ağızlardan yaşam diye dökülüyor kan, dökülmesin mi?
Kendimi öldürüyorum çünkü beni sevmediniz, çünkü sizleri sevmedim. Çünkü bağlarımız çok gevşekti. Bağlarımız güçlensin diye kendimi öldürüyorum. Sizi silinmez bir lekeyle baş başa bırakıyorum.
#lefeufollet