Kızıl Gece 1
9/10
·576 syf.··
2026 17. kitabı
Merhaba kitap dostlarım bugün Duru Mavii'nin kalemine aldığı Kızıl Gece serisinin ilk kitabı ile geldim. Ben yazardan okumayı seviyorum. Her kitabı bir birinden farklı ve güzel oluyor. Arkadaşlarımla beraber başlarken ben birazcık geri kaldım sınavlarım var diye ve bizimler Biran Nuh'a o kadar bayıldılar ki sınavım bitince hemen başlamak istedim ve öyle güzel ilerledi ki elimden bırakamadım ve bir baktım ki seri 4 günde bitirmişim. - Fantastik - Çoklu Evren - Yardım Vakfı - Büyü & Büyücüler - İki Düşman Lider - Sürpriz Hamilelik Kitabi anlatmak gerekirse Rozelin kendi halinde mütevazi denilecek bir hayat yaşar ve evden okula bir hayatı vardır ve bir gün babası kaza geçirir ve eve bakacak kimse olmadığı için Rozalin bir kaç işte çalışır ve bir gün kapılarına ev sahibi dayanır ve kiramı ödeyin der ve Rozalin kavga eder ve ödeyeceğiz der ve evden çıkar. Rozalin en yakın arkadaşının tavsiyesi ile gittiği yardım vakfın da herşey orada başlar. Bu vakıfta tek şart kan vermektir. Rozalin dekan verir ve aranan kan bulunur. Rozelin yıllardır farklı farklı gördüğü rüyalara asla anlam veremez. Bir gün kendini o gördüğü rüyanın içinde bulur. Rozalin artık bambaşka bir evrendedir ve aydınlık bölgenin lideri de Rozalini arıyordur. Roz ise buraya nasıl geldiğini anlamaz Kızıl bölge de bir kaç kişiye rastlar ve buradan evine nasıl gideceğini sorar ve gel biz seni götürelim der. Kızıl bölgenin Lideri Biran Nuh dur ve onu odaya götürün ve kitleyin der. Roz ise ben o adamın sevgilisi değilim ben ailemin yanına gitmek zorundayım der. Rozalin bu zamana kadar asla erkek arkadaşı olmamış tır ama hamiledir. Rozelin gözünü açtığında başka bir yerdedir ve anlam vermeye çalışır ama daha ne olduğunu anlamadan ise kendini bir kaosun, çekişmenin ortasında bulur. Liderler arası çekişme ve taht
Kızıl GeceDuruMavii · Vera Kitap · 2026210 okunma
Puan vermedi·303 syf.··
2020 23. kitabı
Sonunda bu kitabı okuyabildiğim için çok ama çok mutluyum. Çünkü üşengeçliğim yüzünden hep erteliyordum ve şimdi okuduktan sonra “NEDEN BÖYLE YAPMIŞIM NEDEN???” diye düşünmekten kendimi alamıyorum. LGBT temalı kitapları okumak her zaman önceliğimdir ve okumaktan çok sevk alıyorum. Çünkü bildiğimiz YA romanlarında ki aynı konuların dönüp dolaşıp tekrar tekrar yazılmasından çok sıkılıyorum. Tamam şimdi bu tür kitaplarda da klişeler olmuyor değil ama nedense benim kalbimi daha çok ısıtıyor. Simon’ın eşcinsel olduğunu bilen tek kişi Mavi’dir. Mavi, Simon’ın düzenli olarak mail yoluyla iletişim kurduğu biri. İkisi de birbirlerini tanımıyorlar, kimlikleri gizli ama birbirlerine sırılsıklam aşıklar. Sanırım okurken en sevdiğim kısım bu oldu. İnsanın yüzünü bile hiç görmediği birine aşık olması dünyanın en saf ve tatlı aşkı olabilir. Bu yüzden kitabı okumaya başladığım ilk sayfalardan itibaren Simon’a delicesine aşık oldum. Mavi ile aralarında geçen e-postaları keşke daha fazla okusaydık. O kadar yetmedi ki bana. Yazar sadece Simon ve Mavi arasında geçen e-postalardan oluşan bir kitap yazsa gider ilk ben alırım herhalde. Mavi’i fazla tanımadığım için onun hakkında bir şey yazmak istemiyorum. Bazı yerlerde kendisine çok gıcık olsam da genel olarak çok sevdim. Özellikle cesaretine hayran kaldım. Simon her şeyin çok harika gittiğini sanırken biri Simon ve Mavi’nin e-postalarını görür. Böylece Simon için zorlu süreç başlar. Çünkü Simon kimliğini açıklamaya henüz hazır değildir. Bunu başkalarının yapmasını tabi ki istemiyor. İşte burada klişe giriyor bence çünkü okuduğumuz ya da izlediğimiz kadarıyla çoğu LGBT temalı film/kitapların konusu bu oluyor. Yani kimliğini açıklamaya henüz hazır olmayan bir karakter ile onun kimliğini onun yerine açıklamayı kendine görev bilmiş uyuz başka
Simon vs. the Homo Sapiens AgendaBecky Albertalli · Penguin · 2015546 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·238 syf.··
2020 17. kitabı
Bundan sonra üst üste aynı yazarı okumama kararı aldım. Bu kitaptan sonra yine Amin Maalouf okudum ve biraz pişman oldu. Bu pişman olmam kesinlikle okumama ve hayliyle yorumuma yansıyacak. Amin Maalouf benim gerçekten çok sevdiğim bir yazar. Semerkant kitabını hayranlıkla okumuştum, zaten hemen sonra çoğu kitabını alıp en kısa sürede kitaplığıma yerleştirdim. Bu kitabı bazı yerleri ile Semerkant kitabını andırıyor. Çünkü yine bir karakterin hayatını anlatan –Mani- biyografik bir roman. Semerkant kitabında Ömer Hayyam’ı görmüştük burada ise Mani’i görüyoruz. Mani, maniheizm, mani inancını anlatıyor kitap. Aslında bu şekilde anlatmam yanlış önce Mani Peygamberin doğusundan başlayalım. Mani doğduğunda babasının üyesi olduğu ve çok katı kuralları olan bir tarikata katılmaya zorlanır. Bu tarikatın adı Ak Giysililer. Bu katı kuralları olan tarikat Mani için değildir. Çünkü Mani resim yapmayı, kitap okumayı seven biridir. Bu tarikatta ise bu ve bunun benzeri bizim basit bulabileceğimiz çoğu şey yasaktır. Mani bu tarikattan kaçarak kendi dinini kurar. Mani dini barış ve hoşgörünün temellendirdiği bir dindir. İç sesinin yardımıyla kendi yolculuğuna çıkar. Kitapta bu din hakkında çok fazla şey öğrendim, bir nevi benim için genel kültür kitabı oldu. Okuması çok eğlenceli ama dediğim gibi üst üste okuyunca bana biraz ağır geldi. Ve ilk defa Amin Maalouf okuyacaklara kesinlikle Semerkant kitabını öneririm. Benim için çok başka bir kitaptı. Yazarın dili sizi biraz yorabilir ama ben alıştığım için artık normal geliyor. Bildiğiniz bir yazarın kitabını okumaya başlayacağınız zaman sizi neyin beklediğini çok iyi biliyorsunuz. Bu güzel kitabı yanlış zamanda okuduğum içi pişmanım ama yine de bana çok şey kazandırdığını düşünüyorum.
Işık BahçeleriAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20255bin okunma
8/10
·79 syf.··
Beğendi
·
2020 26. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2020 15:34
MEDEA ..... EURİPİDES ..... Yunanlı tragedya şairi✒ Euripides'in önemli oyunlarından biri olan Medea kadının intikamını işler konu olarak... .... Medea ,İason ile evlidir... Çocukları vardır Lakin bu durum İason'nun tekrar evlenmek istemesine (üstelik bu hanım Kral'ın kızıdır)manii olmazAman ne güzell☹... Tabi ki Medea bu duruma tepkilidir... Asla bu evliliğe onay vermez...Vaziyet böyle olunca Medea için sürgün kararı çıkar ...Medea lider kisiliği ,konuşma kabiliyeti ile kendisine Aegeas 'ın ülkesinde barınabilecek bir yer de bulur... Tabi ki sürgüne çıkmadan önce intikamını almaya çalışacaktır..Bu intikam çocuklarının hayatına bedel olabilecek  olsa  bile .... KİTAPTAN ALINTILAR: SütNine; *Zavallı kadın ,yaşadığı yıkımla ,atalarının toprağını terk etmenin ne anlama geldiğinia öğrenmiş bulunuyor.Nefret ediyor çocuklarından ,görmek istemiyor bile onları. *Aklına kötü düşünceler düşecek korkarım. Ruhu acımasız ve haksızlığa katlanamıyor. *İşte sevgili çocuklar ,size söylediğim gibi,annenizin kalbi altüst olmuş,öfkesi katlanarak artıyor.Evin içine koşun hemen,görünmeyin gözüne,yaklaşmayın ona sakın.Korkunç tabiatından,acımasız ruhunun zalim öfkesinden sakının. *Medea; *Ah ah!Neler geldi başıma neler!Dövünemye değer nice acılar çektim.Nefret edilen bir annenin lanetli çocukları;babanız da siz de yok olsaydınız,yeryüzünden silinseydi keşke soyunuz . *Adaleti tanımaz insanların gözleri!Bazıları zarar görmedikleri halde ve karşılarındakinin içinde neler sakladığını hiç bilmeden ,sadece yüzüne bakarak ondan nefret edebilirler. *Eksik olsun acılarla birlikte gelen mutluluk ve ömür boyu yürek paralayan zenginlik
Edebiyat
MedeaEuripides · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,460 okunma
9/10
·156 syf.·
2020 39. kitabı
"İnsan dünyasını, her şeyin insanüstü bir sisteme tabi olarai mükemmel ve dakik işleyeceği inorganik bir dünyaya dönüştürme arzusu. Düzen arzusu aynı zamanda bir ölüm arzusudur, çünkü yaşam devamlı olarak düzenin bozulmasıdır. Ya da başka türlü ifade etmek gerekirse: Düzen arzusu etkili bir bahane, şiddetli insan düşmanlığı için bir mazerettir." (Milan Kundera) Kitap okuma alışkanlığının farklı kazanım yolları var: okul, aile ya da birey kendi kendine edinir bu alışkanlığı en zor halı kendi kendine edinmektir çünkü bu yolu bulabilmek için toplum ve aile geleneklerinin getirdiği kalıpları, her şeye boyun eğme yazgılarıní kırmak gerekir en önemlisi içten bir sorgulama ihtiyacı duymak gerekir yoksa okunan kitaplarında bir önemi kalmayacaktır o sorgulama yetisini ülkece kaybedeli ne kadar oldu dersiniz? Sosyoloji kitaplarının ülkemizde en az okunanlar arasında yer almasının nedeni de bu sorgulama yeteneğini kaybeden bir toplumuz o yüzden aydınlanma bilinci hiçbir zaman bizim için bir ihtiyaç olmuyor ve bu toplum bilimi bir azınlığın eline bakıyor ne kadar çelişkili bir ifade toplum bilim azınlığın elinde... Zygmunt Bauman kitaplarını okurken yorulmuyorum ben nedeni ise dilini ağır söylemler ve kavramlarla örmemiş olması sanırım bazı Sosyologlar yazdıkları kitaplarla toplumdan ellerinden geldikce uzaklaşmayı beceriyor halbuki en iyi en yalın dil kullanımının Sosyologlarda olması gerekir. Bir azınlıktan öteye hitap edebilme becerisine sahip olmalılar Zygmunt Bauman okuduğum iki eseriyle genel bir hatip etkisi yarattı benim açımdan. Kitabımız beş bölümden oluşuyor: 1. Çalışmanın Anlamı: Çalışma Etiği Üretmek 2. Çalışma Ettiğinden Tüketim Estiğine 3. Refah Devletinin Yükselişi ve Düşüşü 4. Çalışma Etiği ve Yeni Yoksullar 5. Yeni Yoksullar İçin Umutlar Bölüm bölüm
Çalışma, Tüketicilik ve Yeni YoksullarZygmunt Bauman · Sarmal Yayınları · 199946 okunma
7/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2019 11. kitabı
İnsanlar olarak her zaman bir anlam arayışı içerisinde olduk. Dünyadaki ve belki de evrendeki tek akıllı varlıklar olduğumuz düşüncesi bizleri var eden bir Tanrı olduğu düşüncesine itti bizleri. Dünya üzerinde sayısız din geldi geçti. Kimisi kalıcı oldu kimisinin ise adı bile hatırlanmıyor. Kimisinin Tanrıları bugün hayvanlarımızın isimlerini taşırken kimilerinin ki ise bugün en kutsalları kabul ediliyor. Çok tanrılı dinler olduğu gibi tek tanrılı dinler de var. Bugünkü dünyada tek tanrılı dinlerin hakimiyeti söz konusu. Musevilik, İsevilik ve Muhammmedilik... Bunları bu şekilde adlandırıyor oluşum bunların birer ideoloji olduğunu göstermez. Öncüleri yani peygamberleri oldukları için çağrışım yapmaları amacıyla kullanıyorum. Yahudilik ve Hıristiyanlık aynı kişiyi peygamber olarak kabul etmiş görünse de teslis inancı gereği Hıristiyanların büyük çoğunluğu İsa'yı Tanrı olarak görüyorlar. Tek bedende üç Tanrı fikri bugün Hıristiyanların temel inancını teşkil ediyor. Geçmişte İsa'nın logos olduğu inancı hakimdi. Tanrı'nın dünyadan ve Adem'den önce tanrısal varlık olan logosu yarattığını daha sonra da ondan tüm dünya ve Adem'i yarattığı düşünülüyordu. Bugün doğrudan İsa'nın bizzat Tanrı'nın kendisi olduğu ve insan bedeninde bizim aramızda dolaştığı fikri hakim. İslam, kendisinin son din olduğunu ve Allah katından tek geçerli din olduğu fikrini dogma edinmiş durumda. Doğal olarak da her ne kadar diğer iki semavi din de aynı yaratıcının eseri olsa da İslam tarafından kabul görmüyor. Sadece semavi dinlerde olmamakla birlikte genel görünüşte semavi dinlerin inananları oldukça farklı ibadet şekilleri geliştirmişlerdir. Tanrı'ya çeşitli şekillerde ulaşmanın yollarını arayıp
Edebiyat
NigahdarBaşak Sayan · İnkılap Kitabevi · 20191,783 okunma