SU İÇİN ! 🩵💧
özellikle yaz ayına girmişken lütfen suyunuzu ihmal etmeyin. ne kadar vücudumuzun büyük bir kısmı su olsa da suya oldukça fazla ihtiyacımız var. o yüzden su için lütfen canlarım, vücut ısısı dengessnde, metabolizmayı hızlandırmada, toksinlerin atılmasını sağlamakta hayati organların düzgün çalışmasında su oldukça büyük bi rol oynar. her gün yeterli su içerseniz cildiniz güzelleşir, ağrılarınız özellikle baş ağrılarınız hafifler. ayrıca bağırsaklarınızın daha iyi çalışmasını sağlarrr!!
KOŞUP SU İÇİN!! 🩵💧🫂
"Peki, o zaman sen tahminen kaç yaşındasın?"
"Neden soruyorsun?
"Çünkü çocukluğumdan beri senin hakkında hikâyeler duyuyorum ama benden çok da büyük görünmüyorsun," dedim dürüstçe.
"Ne tür hikâyeler?"
"Sıradan şeyler," dedim biraz sinir olmuşcasına. "Bana cevap vermek istemiyorsan söyle gitsin."
"Sana cevap vermek istemiyorum."
"Ya!"
Ardından iç çekip, "Yüz yirmi," dedi. "Aşağı yukarı."
"Ne?" diye cılız bir ses çıkardım. Karşımda oturan askerler bana baktı. Daha kısık bir sesle, "İmkânsız," dedim.
Karanlıklar Efendisi alevlere baktı. "Ateş yanınca odunları yakar. Yok eder, geriye sadece küllerini bırakır. Fakat Grisha gücü böyle değildir."
"Peki nasıldır?"
"Gücümüzü kullanmak bizi daha da güçlendirir. Bizi tüketmek yerine besler. Birçok Grisha uzun bir ömür geçirir."
Kitap arkası özeti okura hiçbir anlam ifade etmiyor gibi göründüğü için çok küçük konusuna değinmek istiyorum müsaadenizle (人 •͈ᴗ•͈)
Tress sıradan bir ailenin sıradan bir kızı ve dükün oğluna aşık. İşe bakın ki dükün oğlu da Tress'e aşık ve evlenme zamanı geldiğinde Tress'e ondan başka kimseyi istemediğini söyleyip taliplerini reddedeceğini belirtiyor. Bunu öğrenen dük ise oğlunu adadan uzaklaştırıp bir gemi yolculuğuna çıkarıyor ve dükün oğlu nam-ı diğer Charlie, hikayenin azılı düşmanı olan Efsuncu tarafından bir talihsizlik sonucu esir alınıyor. Haftalarca kendisinden haber alamayan Tress de gözünü karartıp Charlie'yi kurtarmak üzere denize açılıyor. Denize çıktığı ilk günde ise yanlışlıkla bir avuç avanak korsanın eline düşüyor ve sonrasında olanlar tam bir gırgır şamata anlayacağınız.
Kısacası korsanlarla dolu bir hikayeye hoşgeldiniz! Tress dediğim sıradan bir kız fakat gün geçtikçe kendini daha çok aşıyor ve de sınırlarını keşfetmiş oluyor. Zekasıyla ve pratikliğiyle Tress bize, klasik çaresiz ve beyaz atlı prensini bekleyen, genelde de mucizelerle kurtulan kızların peri masalından ziyade nasıl gerçek bir hikaye oluşturulabileceğini kanıtlıyor aslında. Tabii yine de hikayede fantastik öğeler bulunmuyor değil (◕ᴗ◕✿)
Farkettiyseniz bu hikayede bir terslik var. Her zaman prensesi kurtaran bir prens olurdu ama bu sefer işler tam tersine dönmüş durumda. Yazar alışılmışın dışına çıkmayı planlamış bu hikayeyle ve çok da başarılı olmuş diyebilirim.
Kitap standart boyutlardan bir tık daha büyük ve puntoları küçük ama kısa bölümleri sayesinde beni sevindirmeyi başardı açıkçası. Kitabın birkaç sayfasında illüstrasyonlar da mevcut ki böylelikle karakterleri ve ortamı daha iyi kavrayabilmemi sağladı. İlk defa bir hikayenin yavaş işleyişine rağmen sıkılmadım