“Cuk cuk cuk” yaparak boynunu kıvratarak Aliyi karşıladı. “Duyduk” dedi “başına gelenleri. Aldırma, üzülme, insan olanın başına akla gelmedik iyilik de gelir kötülük de…
İnsan olanın başına her türlü alçaklık da gelir yiğitlik de.
İnsan, insandan her şeyi beklemeli Ali Ağa.
… Bak Ağam, dünyada bir insanı, karımı, kardeşlerimi kızımı oğlumu anamı babamı tanıdım dersen, yalanır.”
“Biliyorum yalandır. “
İnsan, tanıdığını sandığı insanı kendisine benzeterek tanır.”
“Doğrudur benzeterek”
“Bir insan ne kadar sana benzerse o kadar da benzemez. Hiçbir insanın bir başka benzeri yoktur.”
“Yoktur” diye düşündü Murtaza Ağa “olamaz da”
“Öyleyse beni öğrenmeye çalışmaktan vazgeç. “
"Bey seni bir at için öldürür mü hiç? Bir Türkmen ne kadar yozlaşırsa yozlaşsın, bir at için obasına sığınmış bir adamı öldürmez. O gece saklandığın mağaradan öteki geceye kadar çıkamadın. Kendini çırılçıplak, desteksiz, dünyanın ortasında yapayalnız kalmış sanıyordun, değil mi? Eşkiyalığı bırakınca ayağının altındaki toprağın kaydığını sandın, değil mi? Bunalıyordun, değil mi? Saklandığın mağarada da tir tir titriyordun. Benim de başıma geldi. Her insanın başına gelir. Bir insan ne kadar yürekliyse, o kadar korkaktır. Ya da bir insan ne kadar korkaksa o kadar yüreklidir. Bunun böyle olduğunu bir insan ancak seksenine gelince anlar."