Bir milleti kurtarmak, sadece büyük kahramanların işi değildir. Asıl görev sıradan insanların omuzlarındadır. Herkes kendi işini en iyi şekilde yaptığında bir ülke yavaş yavaş karanlıktan aydınlığa çıkar. Cehaletle savaşmak, en büyük savaştır; çünkü gerçek özgürlük ancak bilgiyle kazanılır. İnsanlar değişmeden toplum değişmez, toplum değişmeden gelecek aydınlanmaz. Bu yüzden her birey, kendi içinde bir ışık yakmalı ve o ışıkla başkalarına yol göstermelidir.
Tutuklamalar, mutlaka geceleyin yapılırdı. Ansızın uykudan uyanış; hoyrat bir elin omuzunuzu şiddetle sarsması; gözlerinizi kamaştıran ışıklar; yatağı çevreliyen sert, merhametsiz suratlar... Vakaların pek çoğunda yargılama olmuyor, tutuklama hakkında herhangi bir açıklama bile yapılmıyordu. İnsanlar ortadan kayboluveriyorlardı sadece. Adınız, nüfus kütüklerinden çıkartılıyor, o zamana kadar bütün yaptığınız şeylerin kaydı siliniyor, bir zamanlar yaşamış olduğunuz dahi inkâr ediliyor ve unutulup gidiyordunuz. Kısacası, yokoluyordunuz. Buna, "buharlaşma" deniyordu.
Sayfa 25 - Yağmur Yayınevi 1974 Baskısı·Kitabı okudu
Ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
Unuttunuz başkalarının acısını duymayı
Küçük çıkarların büyük kurnazları
Alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
Sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşardım
Unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
Düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
Dışa vurmayı duygularınızı
Unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış...