“İnsan öğrendiklerini hayata geçirmiyorsa onları öğrenmemiş demektir. Mazbata sahibi her insanın meslek erbâbı sayılmayacağı gibi. Bu anlamda diplomalı olanımızla cahil olanımız arasında fark yoktur.”
Sayfa 194·Kitabı okudu
Alıntı
Mühürsüz Oylar da Mutlak Butlan Olması Gerekir
Mutlak buhran başladı. Mühürsüz oyları kabul ettirir iken yüksek seçim kurulu hukuksuz karar vererek suç işledi. Yüksek seçim kurulunun onay vererek mazbata verdiği yetkiyi başka bir mahkeme siyasi partiler yasası yerine yetki sorunu üreten bir yeni hukuksuz süreç ile Türk ulusuna bu zulmü yaşayanların tümüne karşı mutlak butlan iradesi ile tamamını tarihe karışacak bir sürece dönüşecek. Madem geriye doğru yetkili yetkisiz her mahkeme birilerinin talebine veya ihtiyacına uygun karar üretiyor o zaman mühürsüz oyları kabul eden kararı da mutlak butlan sayan bir kararı adaletin gerçek adı Türk ulusu yapar. Mutlak buhran biter. Toplum yaşam pahalılığı ile soyuluyor, demografik yapı değişikliği tehdidi ne durumda kimse bilmiyor, özelleştirme talanı doğal kaynak talanı devam ediyor. Sarayda Türk ulusu aleyhine pişen her yasa mecliste tüm siyasi partiler eliyle tuzağa düşüyor ise sorunu kökten çözüm bulmak yurttaş hukuku ve etik ahlakı iradesine yavaş yavaş düşüyor.
Hayata Dair
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"İyi haber almışların yüzüyle dön bana" diyor Mehmet Narlı, Mazbata şiirinde. İyi haber alan yüz nasıl olur? Şaşkın, mutlu, umutlu, heyecanlı, sevinçli? Bilmiyorum.
Sayfa 194·Kitabı okudu
Alıntı
Cumhuriyet Halk Partisinin 1923 yılı Nizamnamesinde ise partinin milliyetçi bir politikayı takip ettiğine dair bir ifade bulunmamaktadır. Parti, 1927 yılındaki Nizamnamesinde cumhuriyetçi, halkçı ve milliyetçi olarak kendisini tanımlanmıştır. Partinin 1931 yılı programında ana vasıflardan biri olarak milliyetçilik yer almıştır. Milliyetçilik vasfının açıklandığı kısımda partinin bütün milletlerle kendini eşit gördüğü onlarla ahenk içinde yürümek istediği belirtilmekle beraber Türk karakterinin ve bağımsızlığının korunmasını esas saydığı ifade edilmiştir. Edirne Milletvekili Şeref Bey 1933 yılında Cumhuriyet Halk Partisi genel sekreterliğine gönderdiği yazıda programın bir kısmını birinden aldığı yazı makinesiyle Türkçeleştirdiğini devamını daha iyi makine eline geçerse yazacağını belirtmiştir. Hazırladığı bu programda milliyetçi yerine ulusalcı, halkçı yerine buduncu, devletçi yerine de ulusçu terimlerini kullanmıştır. 1935 yılı programında birinci kısım başlığı altında bu kez sadece partinin değil devletin esas kuramları içerisinde milliyetçilik prensibi yer almıştır 138. İkinci kısım partinin ana vasıflan bölümünde ise yine milliyetçilik yer almakla birlikte 1931 yılındaki açıklama korunmuştur. 1935 seçimleri öncesi Atatürk'ün Cumhuriyet Halk Fırkası teşkilatına ve seçmenlere ilişkin beyannamesinde ise bağımsız milletvekillerinin mecliste yer alabileceğine değinmekle birlikte aday olanların milliyetçi ve cumhuriyetçi olması gerektiğinden bahsedilmiştir. Seçim sonucunda azınlıklardan bağımsız olarak Ermeni asıllı Berç Türker, Rum asıllı Nikola Taptas, Yahudi asıllı Abravaya Marmaralı ve Türk Ortodoks İstamat Zihni Özdamar milletvekili seçilmiştir. Teşkilatı Esasiye Kanununun ikinci maddesi hakkında 5 Şubat 1937'de düzenlemeye gidilmiştir. Malatya Milletvekili İsmet
Mavi Gök Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
16 Ocak 1937 tarihli Atase Arşivinde Türkiye-Fransız Antlaşması'ndan sonra Ermeni ve Kürt unsurlarının Suriye jeopolitiğindeki faaliyetleri üzerine hazırlanan raporlarda şu hususlar önem arz etmektedir: "1. (Hama-15Hususi) Fransızlar Halep'teki Ermenileri gizlice silahlandırmaktadırlar. Kamışlı'da bulunmakta olan askeri müfrezelerden bir kısmı Resül-ayne sevk olunmuşlardır. 2. (Halep- 15 Hususi) Antakya'da Türkler tarafından yapılan tezahürat üzerine mahalli hükümet Araplara ve Türklere bundan sonra nümayiş yapmamalarını bildirmiştir. Fakat buna rağmen İskenderun'da Araplar matbu beyannameler neşrederek Arap halkı nümayiş icrasına davet etmektedirler. 3. (Humus- 15 Hususi) Reyhaniye'de Türklerle beraber hareket eden Çerkezlerin de köyleri hükümet kuvvetleri tarafından sarılmakta, silah aranmakta bu vesile ile büyük tazyikler yapılmaktadır. 4. (Lazkiye- 15 Hususi) Bayır, Bucak, Hazine nahiyeleri halkı Hataylı olduklarını, nahiyelerinin Hataya bağlanması lazım geldiğini, iki yüzden fazla imzalı ve mühürlü bir mazbata ile müşahitlere bildirmişlerdir.
Sayfa 74 - ATASE, İDH, Kutu No: 7, Gömlek No: 041, Belge No: 1.·Kitabı okuyor
Alıntı
Delilere, deliliğe dair şer'i hukuka yapılan bir diğer önemli başvuru ala­ nı da evlilikte boşanma konusundadır. Cinnet ve cüzam gibi hastalıklara ya­ kalanılması halinde evliliğin feshi meselesine dair şer'i bakış açısı 1916 tarihli bir komisyon tarafından hazırlanan mazbata suretinde etraflı bir biçimde su­nulur. Burada delilik ve cüzam gibi bir hastalık olduğu eşte nikahtan sonraanlaşılırsa veya hastalık nikah akdinden sonra ortaya çıkarsa kadının istediğini yapmakta serbest olduğu, dilerse eşiyle olmayı, dilerse kadıya müracaat ede­ rek nikahın feshini talep edebileceğinden bahsedilir. Fakat hastalığın geçe­ceği düşünülüyorsa kadı teshi bir sene tecil edebilir, bu sürede geçmediği takdirde eş dilerse tekrar kadıya müracaat ile nikahı feshettirebilmektedir.
Sayfa 245 - Tarih vakfı yurt yayınları 2015
Araştırma-İnceleme Tarih