Ama şunu söylüyorum: Nakledilmiş geleneksel metafiziğin düşünce tarzı Nietzsche ile tamamlanmıştır ve şimdilerde başlamakta olan teknik dünya çağının temel hatlarını düşünceyle tecrübe etmeye artık olanak sağlamamaktadır.
İnsan, tekniğin özünde tecelli eden bir kudret tarafından konulumlanmış, zapt edilmiş ve meydan okunmuştur. İnsanın tam da kendisi olmadığı ve kendisinin egemen olmadığı bir şey tarafından konulumlanmış olmasının tecrübesi, insanın varlık tarafından kullanıldığının idrak imkanını göstermektedir.
Her şey çalışıyor: Asıl tekinsiz olan da bu; her şeyin çalışması ve bu çalışmanın gittikçe daha çok çalışmaya yol açması ve tekniğin insanı giderek daha çok yeryüzünden koparması ve köksüzleştirmesi. Sizi bilemem ama Dünya'nın Ay'dan çekilmiş fotoğraflarını görmek beni dehşete düşürdü. Bizim atom bombasına ihtiyacımız yok artık: İnsanın köksüzleştirilmesi şimdiden vaki zaten. Artık sadece salt teknik koşullar söz konusu. İnsanın günümüzde yaşadığı yer artık bir yeryüzü değil.
Ortada ne sahiden bir seçkinlik, ne yükselen bir kültürel yapı, ne siyasî bir tercih, ne iktisadî bir nizam var.
Ortada korulardan, tepelere yağma edilen bir İstanbul var.
Ve bu yağmanın üzerinde anlamsız bir tartışma:
İstanbul tükendi. Hani bir vakitler bir yabancının Osmanlı için söylediği bir söz vardı: “Şu Osmanlı ne menem bir yapı imiş ki, biz dışarıdan, Siz içeriden yüzyıllardır vuruyoruz hâlâ yıkılmadı” …
Hayfâ ki, o çoktan yıkıldı, şimdi sahnelenen oyun bir cesedin üzerinde cereyan ediyor.