Hayat bazen hiçbirşey olmuyormuş gibi
görünür...Ama bu "durgunluk" dediğin dönemler, aslında en derin degişimin başladığı yerlerdir.
Dönüşüm her zaman gürültü çıkarmaz. Bazen evren seni sessizliğe alır, dikkatini dağıtan herşeyi kapatır, içeride yeni bir kimliğin temellerini atar. O ağır hisseden günler, motivasyonunun kaybolduğu anlar,hiçbirşey ilerlemiyormuş gibi gelen haftalar..
Bunlar başarısızlık değil, yeniden doğmadan önceki toplanma sürecidir. Tohumda filizlenmeden önce toprağın altında görünmez bir hazırlık yapar. Sende aynısını yaşıyorsun.Yani endişelenme, hiçbirşey olmuyor sandığın o sessiz dönemde bile, evren senin için içeriden yepyeni bir versiyon kuruyor. Sen sadece sabırlı ol; yeni sen zaten kapıda...
Tüm ünvanlarını öldür,
Tüm 'diğerleri tarafından nasıl göründüğün' endişelerini öldür,
Tüm 'ya beni sevmezlerse' lerini öldür.
İşte o zaman, tam o noktada gerçek olmaya başlayacaksın.Ve gerçek olduğunda en güzel haline ulaşacaksın.
Vefa bir çok seyden üstündür. En zor zamanlarında yanında olan, mutsuz olduğunda, hastalandığında sana iyi gelmeye çalışan, yorulduğunda sırtını sıvazlayan birisinin yerine dünyada kim olursa olsun hiçbir an geçemez. Güzellik, yakışıklılık hepsi zamanın önünde diz çöküyor ama vefa ilelebet yanında kalıyor. Umarım; herkesin yolu vefalı insanlarla kesişir, üç beş adım attıktan sonra ilk yol ayrımında kaybolanlarla değil.
Monte Cristo Kontu’nda şöyle bir cümle geçer: “Belirsizlik tüm işkencelerin en kötüsüdür.” Çünkü insan bilmediğiyle savaşamaz, hazırlıksız kalır. Zihin boşluğu doldurmak için senaryolar üretir, korkuyu büyütür. O yüzden bazen olanı bilmek, en kötü ihtimali duymak bile, bilinmezliğin çürütücü ağırlığından daha hafiftir.