Geçmişinizde mutlaka, tanıştığınız halde “olmaz” dediğiniz, aslında size iyi gelebilecek ama kafanızdaki idealizasyona uymadığı için reddettiğiniz insanlar olmuştur.
Belki çocukluktan taşıdığınız uyum bozucu şemalar, belki bağlanma problemleriniz,
belki de “tamlık illüzyonu” dediğimiz,
hep daha iyisi var sanrısı…
Nice sebeple, aslında sizinle sağlıklı ve mutlu bir ilişki kurabilecek birini kendi zihninizde “uygun” bulmadınız.
Kimi zaman bilişsel çarpıtmalarınız, kimi zaman ilkel savunma mekanizmalarınız,
sizi doğru insandan ve sağlıklı ilişkilerden uzaklaştırarak, yanlış insanlarda “doğruyu” aramaya itti.
Bazen o insanı küçümsediniz,
bazen “benim tarzım değil” dediniz,
bazen de nedenini bile bilmeden mesafe koydunuz.
Oysa belki de gerçek huzur,
tam karşınızdaydı.
Ama siz onu göremediniz; çünkü zihniniz “sürekli eksik bir şey var” diyen eski kayıtların etkisi altındaydı.
Sonra hayat sizi daha zorlu ilişkilerle, daha yoğun travmalarla yüzleştirdi.
O yaşadıklarınız aslında kendi yanlış idealizasyonunuzun size nasıl oyun oynadığını gösterdi.
Zihninizin sizi nasıl manipüle ettiğini,
doğru insanın aslında sandığınız kalıba değil, ihtiyaç duyduğunuz şefkate sığdığını sonradan fark ettiniz.
Ama o fark ediş genellikle acıyla gelir.
Doğru insanları harcayıp, yanlış insanların sağlıksız ilişkilerin
travmalarında boğularak öğreniriz bunu.
Ve bu insanın en trajik kaderidir:
“Doğruyu” ancak yanlışı yaşarken tanımak…
Size aslında hediye olarak bir Mercedes verilmiştir.