Yılanı bilir misin, kocaman yılanı? Benzetmekte hata olmaz. "
"Bilirim," dedi Vali.
"Yılan nasıl ölür bilir misin? "
"Bilmem," dedi Vali.
"Başını bir taşla ezersin, ölür. Bu bir!"
"Ölür," dedi Vali. "Bu bir."
"Bir de boğarsın yılanı, bu iki. Bir de kurşunlarsın yılanı, bu üüüç! Yılan türlü türlü ölür bir de... Hastalanır ölür, leylek yer ölür, şöyle ölür böyle ölür. Bir de nasıl ölür, bilir misiniz?"
Valinin hoşuna gidiyordu Murtazanın konuşması.
"Bir de nasıl ölür?"
Bir de nasıl mı ölür, sorduğu şeye bak Vali Beyimin! Bir yılan iğne ucu kadar bir yara alırsa... İğne ucu kadar bir yara ne ki! Bir insan, bir hayvan iğne ucu kadar bir yara alırsa ne olur? Hiçbir şey olmaz, düşünmeyin, hemen iyi olur.Halbuysam ki bir yılan iğne ucu gibi bir yara alırsa ölür. Nasıl ölür derseniz, işte onu siz görmediniz, bilmezsiniz. Ben bilirim. Yılan iğne ucu kadar da olsa bir yara alınca, sarıca karıncalar o yaraya üşüşürler. Bir gün içinde yılanı yer bitiriverirler. Anladın mı şimdi Vali Bey?
Vali onun gözlerinin içine gözlerini dikmiş düşünüyordu:
"Evet," dedi. "Sözünüzü bitirin."
"İşte İnce Memed yılandaki açılan bu iğne ucu kadar yaradır."
...