Hiçbir makam, mevki, soy sop farkı yoktur ki, kafalarını sadece bellerinin hizmetinde kullanan, bir başka ifadeyle, onu iradelerinin emellerinin bir hizmetkarı olarak gören milyonlarca insan ile "Hayır! Kafa bunun için kullanılamayacak kadar değerlidir, o sadece kendi kendisinin hizmetinde kullanılmalıdır, bu dünyanın harikulade
ve çok çeşitli manzaralarını hoşnutluk içinde izleme ve
düşünmeye ve sonra da onu bir birey olarak kişiliğime
yanıt olabilecek şekilde, ister sanat ister edebiyat olarak, bir biçim içerisinde yeniden üretmeye çalışmalıdır" diyecek cesarete sahip çok az ve ender bulunur kimseleri, birbirinden ayıran derin uçurum kadar büyük olsun
Eğer bir insan iradeye hizmet için gerekli olanın
biraz üzerinde belirli bir akıl fazlasına sahip olsa ve böyle bir fazla kendiliğinden, hiçbir zorlama olmaksızın iradenin harekete geçirmediği veya onun amaçlarıyla ilgili
olmayan ve neticesi dünyanın ve eşyanın tamamen nesnel biçimde kavranılmasından ibaret olan bütünüyle özgür bir etkinliğe girişse - işte o zaman böyle bir (fazlaya sahip) insana deha diyebiliriz.
Hayatlarında bir kez olsun bir latife veya nükteli herhangi bir şey onları canlandırıp neşelendirmemiştir; tam
tersine herhangi bir şey, en alt-düzeyde bile düşünceyi
gerekli kılsa, bu onların nefretini çekmesi için yeterlidir.
Olsa olsa en kaba, en bayağı şakalar gülmelerini sağlar
onların; diğer zamanlarda her biri ciddi görünüşlü birer
hayvandır, bunun tek sebebi ancak öznel bir ilgiye güçlerinin yetebilmesidir. Tam da bu yüzden kağıt oyunları,
elbette para karşılığında, onlar için en uygun eğlencedir,
çünkü bu tıpkı müzik, dram, sohbet vb. gibi iradeyi sadece bilgi alanı içinde tutmaz, harekete geçirir ve devingen halde tutar, ki asıl olan ve ister istemez her yerde karşılaşılan da budur.