Merhaba sevgili kitap dostlarım! Bugün sizlere Koray Yersüren’in kaleme aldığı, beni benden alan "Herkes Uykuya Daldığında: Yaşam Ağacı" kitabı ile geldim.
Hani bazı kitaplar vardır; sizi daha ilk sayfadaki o atmosferin içine öyle bir fırlatır ki, kahramanla birlikte caddenin kuru soğuğunu teninizde hisseder, onunla birlikte Soluk Gazetesi’nin koridorlarında yürürsünüz ya... İşte tam da öyle bir kitap!
Polisiye/gerilim seven biri olarak kitaba o kadar çok bayıldım ki anlatamam. Son zamanlarda okuduğum en gizemli, en sürükleyici kurgulardan biriydi. Uzun zamandır bu türde bir şeyler okumadığım için heyecanla, bir oturuşta su gibi akıp giden bir kitap arıyordum ve bu eser benim o uzun süreli arayışımı harika bir şekilde sonlandırdı.
Kitabın Konusuna Gelecek Olursam:
Hikayemiz; kimsenin haber yapmaya cesaret edemediği şeylerin üzerine korkusuzca giden Soluk Gazetesi’nin sahibi, başarılı gazeteci Güven Dağlı’nın etrafında şekilleniyor. Güven’in, kız kardeşi Yağmur ve ünlü bir dizi oyuncusu olan sevgilisi İpek ile sakin, kendi halinde yolunda giden bir hayatı var.
Ta ki bir gün eline gizemli bir zarf ulaşana kadar...
Zarfın içerisinden sararmış bir gazete kupürü ve küçük, yuvarlak kesilmiş bir MDF plakası çıkıyor. Yuvarlak plakanın üzerinde işlenmiş gizemli bir ağaç simgesi var. Gazete ise 1 Kasım 1969 tarihli Soluk Gazetesi... Manşette aynen şu yazıyor: "Yaşam Ağacı Katilinin Yeni Kurbanı."
Geçmişin tozlu raflarında kalması gereken bu cinayetler zinciri, tam 46 yıl sonra yeniden canlanırken; Güven, sevgilisi İpek ve kız kardeşi Yağmur’un da dahil olacağı büyük bir tehlikenin kapısını aralamış oluyor.
Güven ve sevdiklerini neler bekliyor? Yaşam Ağacı Katili aslında kim? Hepsi ve çok daha fazlası sayfaların arasında gizli...
Sonsöz:
Yazarın sinematik dilini, ters