Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Amok koşusu? (...)
Zehirlenmeden fazlası... O bir delilik, bir çeşit insan kuduzu, basit bir alkol zehirlenmesinden çok farklı, ölüm saçan, manasız bir saplantı deliliği.”
“BENİ HİÇ TANIMAMIŞ OLAN SANA.”
Veda mektubu niteliğindeki bu eser, okurlarında müdahale edemediği bir felaketin sorumlusuymuş hissi uyandırıyor.
Saplantılı bir aşık olmasına karşın “bilinmeyen” bir kadının mektubu. Bu denli aşık birini fark etmemek gerçekten de insanı incitir.
Çocukluğundan itibaren kapı komşusu ünlü roman yazarı R.’ ye saplantılı bir şekilde aşık olan bir çoçuğun -ki o zamanlar çocuk yaşta- içinde kopan fırtınalara, hayatının merkezine R. yi koyuşuna ve onun pek de sağlıklı olmayan aşkına tanık oluyoruz.
(Bu karakterle Zweig, Elektra Karmaşası’na değinmek istemiş sanki.)
—Spoiler—
Hem de ne saplantı! Bay R.’nin dokunduğu kapı tokmağını öpecek derece...
Aslında çapkın adam Bay R. ...
Kapı eşiğinde eve gelişini beklemeler, kapı deliğinden gizli gizli gözetlemeler, R.’nin eserlerini alıp kutsal bir kitap gibi ezberlemeler, apartmanın önüne attığı izmarite dudağı değdi diye alıp saklamalar, apartmandan çıkıp onun ışığının yanıp yanmadığını kontrol etmeler falan...
Sonra apartmandan taşınıp 2 yıl boyunca ayrı kalması...
Onun hasretine dayanamayıp aynı şehirde bir iş bulması...
Sonra kendini ona fark ettirmesi...
R.’nin onunla birlikte olması...
Ölen çocuğun R.’den olması...
R.’nin yerine çocuğunu koyması...
Çocuğunun rahat yaşaması için kendini zengin erkeklere vermesi...
Tüm bunlara karşın R. eski kapı komşusunu her karşılaşmasında, her buluşmasında küçük ipuçları da verdiği halde tanımamıştır.
“Tavşan dağa küsmüş ama dağın tavşanı çokmuş.” Anonim
“Ne kadınlar sevdim zaten yoktular.” Bay R.