She made an attempt to kiss my wet cheek. But i turned my face from her and whispered through my sobs, “I know everything; Why did you play with me? What need had you of my love?”
HO XORT
Ho xort!
Xortê Kurd,
Pêşengê xebat,
Hêviya welat,
Kurrê bav û dê
Ji bo azadî,
Ji bo serbestî,
Bi șev û bi roj,
Me divê xebat,
Heval ù hevrê,
Azadî, bi dürketine..
Beri her tiştî, ji her ramanek,
Ku me bi dûrxe
ji armanca me.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bahçemde minicik bir elma fidanı vardı. Bir tek elma vermişti. Hiç birimizin görmediği bir yıldız gibi pırıl pırıl bir tek elma. Onu koparacak, soyacak, kabuklarını Al Seklavi'me yedirecek, yarısını karıma verecek, yarısını da kendim alacaktım. Bütün kalbimle inanıyordum: Nur topu gibi doğacaktı o yaratıcı ormanların eskiliğinde kalan mutluluğumuz. Ama üzerinde iğne ucu kadar olsun bir tek pürüz bulunmayan o pırıl pırıl elmanın içinden kapkara, kıvır kıvır bir kurt çıktı.Ahh o şiirin ve çocukluğun kelebeği! Hiç kimsenin görmediği bir yıldız gibi gelip dala konan, kırmızısı alevli, yeşili pırıl pırıl elmanın içindeki iğrenç kurt onun işiydi. Pembe beyaz elma çiçeğinin içine bırakıp gitmişti yumurtasını. Çiçek, içinde o yumurta elma olmuş, kurdu besleye besleye büyümüştü. Kader doğumundan az sonra, olmak şansı ile birlikte başlamıştı. Ne bilecek bunu? Kim bilir ki?
***
Vietnamcada birini özlemekle birini hatırlamak aynı kelimeyle ifade ediliyor: nhô. Bazen telefonda bana Con nhô me không? diye sorduğunda, sanki Beni hatırlıyor musun? demişsin gibi geliyor ve irkiliyorum.
Seni hatırladığımdan daha çok özlüyorum.
Dolayısıyla Allah [cc] "Muttaki olun!" diye emrettiğinde, aslında "Benden korkun!” demiş olmaz. "Özgür iradenizle işle-me ihtimaliniz olan günahlardan sakınarak benim azabımla yüzleşmekten korkun ve buna göre önleminizi alın" demektir bu. Zaten takva kelimesi de "vikâye" kökünden gelir. Korumak, kendini muhafaza etmek anlamlarına gelir. Önceki derslerde de vurgulamıştık: Bahane uydurmaya en müsait, şartları itibarıyla en mazur görülebilecek kişi aslında Yusuf Aleyhisselâm'dı. Buna rağmen o, takvayı tercih etti ve işte bu yüzden Allah ona umulmadık bir kapı açtı.