Kur'an meali okumak için gösterilen gayretlerin sağlıklı bir sonuç vermesi için Kur'an mealinin çok özetle de olsa bir tefsir eşliğinde okunmasını özellikle hatırlatmak İstiyoruz. Aynı şekilde hadisleri de özet bir şerh ile birlikte okumalarını arzu ediyoruz. Çünkü ayet-i kerimeler kimi yerlerde konuya çok kısa temas eder ve geçer. Aynı konunun bir başka ayrıntısı başka başka ayetlerde verilir. Yahut ayetler, konuya bir kelime ile temas eder, açılımını hadis-i şeriflere ve sünnet-i seniyyeye bırakır. İslam hakkında kapsamlı bilgiye sahip olmamamız takdirinde ayetler arasındaki ilgileri bilemeyeceğimiz için konunun ayrıntılarında yanlış değerlendirmelere varmamız pekala mümkündür. Bu durumun örneklerini çokça müşahede etmekteyiz. Mesela sadece meal okuyup tamamen lüğavi ve zahiri değerlendirme yapanların, birbirinden farklı olarak birkaç çeşit 'Salāt' (namaz) uyguladıklarını görüp duruyoruz. Gerçekte bu indi değerlendirme ve 'Salāt'ların İslam'la hiçbir ilgisi yoktur. Bu bakımdan Kur'an'ın anlamı konusunda tek başına meal yerine meal eşliğinde tefsir kaynaklarına müracaat etmede ısrar etmekteyiz. Resulullah Efendimiz'in 'Salat' (namaz)ına aykırı bir salât uygulaması batıl ve hebåen mensûra bir uğraştır. Diyebiliriz ki Kur'an'ın kapalılığını hadisler açmakta, hadislerin kapalılığını da ümmetin alimleri açmaktadır. Ümmetin alimlerinin oy birliği demek olan 'İcma' daima alimin kişisel görüşünden önceliklidir. Kur'an'ı anlama faaliyeti konusunda kaynak çerçevemiz işte budur.
Kur'an-ı Kerim'i en iyi anlayan kişi Resulullah'dır s.a.s. Çünkü O, Kur'an-ı Kerim'i sadece tebliğ etmekle değil, öğretmekle de görevliydi (Bakara, 2/129; Al-i İmran, 3/164; Cumua, 62/2...). Öyleyse Efendimiz'in s.a.s. verdiği mână, tam da Allah Teala'nın c.c. muradını yansıtmaktadır. Efendimiz'in
Sevgili okuyucular,
Kur'an-ı Kerim'e bu seviyede bir çalışma, küçük bir kayıkla denize açılmaya benzer. Bu kişi kayıkla da olsa denizden bir şeyler istifade edecektir. Ancak vasıtası küçük ve imkanı az olduğu için kendini deniz gibi bir riske de atmıştır. Onun için bu kimsenin kıyıdan uzaklaşmaması lazımdır. İşte tıpkı bunun gibi böyle bir meal okuyarak istifade etmeğe çalışan da imkanının kıt olduğunu bilerek bundan derin manalar ve hükümler çıkarmağa çalışmamalıdır. İşin henüz ilk adımında olduğunun şuurunda olmalıdır. Eğer Kur'an denizinin derinliklerine açılmak istese, hedefine göre zamanla vasıtasını güçlendirmeli ve kendini ona göre hazırlamalıdır; yani altyapısını daha sağlamlaştırmalı ve imkanını genişletmelidir. Fakat bu ilk çalışmasını da küçümsememelidir. Çünkü hemen hemen bu tabii ve normal yoldur.
Bu dalda en sağlam başvuru eserini veren İmam Rağıb el - İsfahani, el Müfradat fi Garibi'l-Kur'an kitabının önsözünde şöyle demektedir:
Allah Teala nasıl peygamberliği bizim Peygamberimizle sona erdirmiş; bütün şeraitleri onun şeriati ile bir bakıma nesh etmiş ve bir bakıma tamamlamışsa, kitabı da bütün kitapları içine almıştır. Bir mucizesi olarak hacmi küçük olan bu kitabın içine birçok manalar sığdırmıştır. Öyle ki insan aklı bunu kavramaktan, dünyevi imkanlar bunu teminden aciz kalmıştır. Onun nurlarını ancak sağlam gözler görür ve onun güzel meyvelerini ancak temiz eller toplar ve şifasına ancak arı nefisler nail olur.
Nasıl içinde köpek ve suret bulunan eve melekler girmezse, içinde kibir ve hırs olan kalbe de Kur'an'ın o açıklayıcı manaları girmez.
**Kur'an ilimlerinden ilk uğraşılması lazım gelen şey, lafızların, yani tek tek kelimelerin manalarını bilmektir. Bu bakımdan bu manalar; bina yapmak isteyen bir kimsenin ilk önce kerpiç ve tuğla temin
وَالَّذ۪ينَ جَاهَدُوا ف۪ينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَاِنَّ اللّٰهَ لَمَعَ الْمُحْسِن۪ينَMeal-i şerifi: "Bizim uğrumuzda mücahede edenlere mutlaka yollarımızı gösteririz. Ve hiç şübhe yok ki, Allah muhsinlerle -Allah'ı görür gibi ibadet eden mücahidlerle- beraberdir."