Mehmet Eren Aydın

Mehmet Eren Aydın
Öğrenci
İstanbul
1996
72 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2021 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2021 13:55
Anayurt oteli, her insanın bir gün yaşayabileceği muhtemel bir kırılmanın romanı. Zebercet taşra sıkıntısıyla örülü hayatında yine de yaşamaya devam ediyor çünkü çıldırması için ihtiyacı olan katalizör, kendisine taşra tarafından verilmiyor. O tek düze, her günü birbirinin tıpatıp aynısı hayatında bu sayede yaşayabiliyor, normalmiş gibi davranabiliyor. Gündelik hareketlerinin dışına çıkamamak, onu çıldırmaya müsait kimyasının sınırları içinde tutabiliyor: Odaların anahtarlarını alıp veriyor, hesapları tutuyor, gidip kasaba meyhanesinde iki tek atıyor, berbere gidiyor, vs... Tüm bu kanıksanmış ritüel Zebercet'in kendi kendisinin de tedavisi demek. Fakat Zebercet bizler kadar şanslı ya da şanssız değil. Gecikmeli Ankara treniyle gelen kadın, Zebercet'in kimyasının kırılması için yeterli oluyor. Dış dünyadan, başka bir hayattan gelen; Zebercet'in başka biri olup başka bir şekilde yaşayabileceği ihtimalini onun yüzüne vuran kadın, Zebercet'in hayatına bir anda giriyor, ve bir anda da çıkıyor. Zebercet kadının otele bir daha dönmeyeceğini bile bile, yine de içinde o umudu saklı tutmak istiyor. Kırılma bir kez yaşandığı için artık geriye dönemeyeceğini, başka bir hayatın zehrinin kanına karıştığını biliyor. Artık çıldırmaması Zebercet'in kendi doğasına aykırı bir hal alıyor ve Zebercet kendinden bağımsız olarak oluşmuş sıkıcı hayatını, yine kendinden bağımsız bir karakterin darbesiyle yıkıyor. Zaman zaman hepimizin Zebercet olduğunu söyleyen insanlar oluyor. Potansiyel zebercetler olduğumuz doğru olabilir ama hepimizin onun kadar sıkılmadığı da bir gerçek. Yine de, bir gün hayatımıza gecikmeli bir trenle girecek bir kadının ya da adamın uğraşıp didinerek oluşturduğumuz izolasyonun duvarlarını, küçücük bir darbeyle yıkıp yıkamayacağını bilmiyoruz. Bu deneyim şimdilik bize
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Reklam
10/10
·594 syf.··
Beğendi
·
2020 25. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2020 21:15
Orhan Pamuk bu kitabı yazmaya başladığında daha 22 yaşında olması onun ne kadar yetenekli bir yazar olduğunu daha o zamanlardan belli ediyor. Yazar daha ilk eserinde karakterlerin bir şeyleri hedeflemesi ve onları başaramama dramını iliklerimize kadar hissettirdiği romandır. Kitap Cevdet Bey ile başlıyor. Kendisi siyasetle hiç ilgilenmeyen hırslı bir tüccardır. Jön Türk olan abisi tarafından sürekli küçümsenmesi onu daha da hırslı yapar. Abisinin gözünden Osmanlı'nın son dönemlerini anlatır. Cevdet Bey abisinden etkilenmeyerek tamamen ticarete odaklanır ve ülkenin zor zamanlarında Fuat Bey'in yardımıyla yurt dışından getirdiği malları satarak yükselişe geçer ve zenginleşir. Benim için Kitabın asıl kahramanı Cevdet Bey'in oğlu Refiktir. Cevdet Bey ölmeden önce ben ölüyorum dükkana kim bakacak diye düşünürken aklına Refik gelir. Çünkü büyük çocuğu Osman'ın aptal olduğunu düşünür. Refik'in aklı başka yerde olduğu için endişelenir. Baba olacağı için aklının karışık olduğunu düşünür ancak yanılıyordur. Refik aslında yaşadığı hayatı bayağı bulan ve içinde bulunduğu sosyal sınıftan nefret ediyordur. Arkadaşı Ömer'in yanına kafa dinlemeye ve tasarılarım dediği şeye başlamasının sebebi budur. Kemah'a gidince orada memleketin durumuna çok üzülür ve alt sınıfı kurtaracağını düşünmeye başlar. Bunun için eşini ve kızını hiçe sayar. Bütün hayatını adadığı tasarının saçma olduğunu görünce hayata tutunmak için tutunacak başka bir dal arar. Ailesinin yanına döner ama kafa olarak orada değildir. Nasıl yaşamalı sorununa odaklanır. Memlekette kültürü nasıl değiştiririm sorunun cevabını aramaya başlar. İçinde bulunduğu kültüre olan nefreti gittikçe artar ve içine kapanır. En sonunda eşi onu terk eder ve başka birisiyle evlenir. Refik daha sonra hastalanıp annesinden önce ölür.
Cevdet Bey ve OğullarıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20247bin okunma
10/10
·239 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
Her İhsan Oktay Anar kitabında olduğu gibi okurken çok keyif aldım bitince boşluğa düştüm. Hikayenin sürükleyiciliği olsun başkahramanlarda dini motifler kullanması bu kitabı bir şaheser haline getiriyor. Hikaye içinde hikayeler kitabı elimden bırakmamı zorlaştırdı. Her karakterin öyle derin hikayeleri var ki hepsi ayrı kitaplarda anlatılsa yine alıp okurum. Diyavol Kaptan efendimizden tut Kırbaç Süleyman Reis'e Eşek İsrafilden Deli Marangoz Nuh'a hatta yeniçeri Emiliano Santos'a kadar o kadar orijinal ve gizemli karakterler var ki okurken keşke hepsinin hayat hikayesinin uzun uzun anlatıldığı başka kitaplar olsa da okusam dedim.
Edebiyat
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,9bin okunma
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
Kendisiyle bu kadar geç tanıştığım için çok pişman olduğum kıymetli lirik tarzı ile çok sürükleyici bir üslubu olan yazar. Kitapta cesare pavase'nin intiharının izini sürmesi torino ve diğer ülkeleri betimleme yeteneğiyle bize sanki oradaymışız hissi veren başarılı yazar. Benim dikkatimi çeken durum "kadınlar kendilerini güçsüz olana bir idol, güçlü olana bir eşya gibi sunarlar." sözüne sahip kadın düşmanı Pavese'yi nasıl bu kadar sevebiliyor? Toplumun bütün normlarına karşı çıkan bir görüşe sahip olan bir kadın yazarın Pavese hayranlığının bu ölçülerde olması bana biraz tuhaf geldi yalnızca.
Yaşamın Ucuna YolculukTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202114,7bin okunma