Dadaloğlu, savaşın insan ruhunu güzelliğinden uzaklaştıran kötücül bir veba olduğunu düşündü. Halbuki eşrefi mahlukattı insan ve Tanrı onu kâinatın en şereflisi olarak yaratmıştı; savaş onun ruhunu kirletmiş, aklını yitirmesine neden olmuştu.
Yeni gelenlere en çok düşman olanlar, vatandaşlığını almış, düzenimi kurmuş, o zor günlerini geride bırakmış, kendisini artık buralı sayan eski kaçakların arasından çıkıyordu. Şaşırtıcı değildi. Önce gelen, sonra geleni istemiyordu. Aşk ve ayrılıkda da farklı değildi bu. Gen kişisel hem ulusal tarihlerimiz sonradan gelenlerin ve geç kalmışların zalimlikleriyle doluydu.
Galiba bizim topraklar her durumda olağanüstü sıkı yönetiliyordu. Sokakta oynarken kaçan topun sürekli panzerlerin altına sıkışması bana zaten bunu anlatıyordu. Aptal değildim, bunu biliyordum.