Herkesten saklanan uç, bu garip cezanın karanlığında aydınlanmaktadır; delilik, egemen olunamayan meczupça sözleri içinde kendi anlamını açık etmekte, kuruntularının içinde gizli gerçeğini söylemektedir; çığlıkları vicdanı adına konuşmaktadırlar...
“Sana her baktığımda, kendimi seçilmiş, kutsanmış ve cennetle müjdelenmiş gibi hissediyordum. Seni daha tanımadan önce, kaderlerimizin bir çarpışma rotasında ilerlediğini seziyordum. Şimdiyse tek başına, bilinmeyene doğru yol alarak namevcut bir yere varmaya çalışıyorum. Allah’ın belası ‘Olurdu, olabilirdi, olmalıydı’ nakaratını, meczupça bir saplantıyla habire tekrarlıyorum...”
Hayat biraz böyleydi galiba. Öyle sanıyordu ki başkaları da böyleydi. Gerçekliğe hapsolan herkes biraz (ama birazcık, şu kadarcık) tutsaktı böyle ve herkes buna katlanabiliyordu. Sanıyordu ki kendisi de katlanabilirdi. Mantığın eksik olduğu yaşamın meczupça ve uygun olmadığına ikna edilmişti toplum tarafından.