Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği
10/10
·486 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 15:38
Yüzüklerin Efendisi serisini birkaç defa okumuşluğum vardı. Tekrardan başlamak istedim. Bilen bilir, alanın da zirve olan kült bir eserdir. Ayrıca fanıyımdır :D Serinin ilk kitabı olan Yüzük Kardeşliği’nde anlatılanlar aslında Orta Dünya tarihinin 3. Çağ’ının çok sonrasında başlıyor. Olayların başlamasından yaklaşık 50-60 yıl kadar önce Tek Yüzük’ün Shire’da ki Hobbit halkının medar-ı iftiharı Bilbo Baggins’in eline geçmesinden sonra, bu sefer de yüzük tek varisi ilan ettiği Froda’ya geçmiştir. Tek amaç, Karanlıklar Efendisi Sauron’un, neredeyse gücünün büyük bir kısmını Tek Yüzük’e aktarmasından ötürü Mordor’daki Hüküm Dağları arasında ki Kıyamet Çatlakları’na atıp yüzüğü yok etmektir. Tabi ki bu sancılı ve hayli uzun bir yolculuğu da beraberinde getiriyor. Frodo’nun kader arkadaşı Sam Gamgee’le ve ilerleyen bölümlerde Yüzük Kardeşliği ekibine katılan diğer üyelerle birlikte bu çetin macera da iplik gibi açılıyor. “Kahramanın Yolculuğu”nun çok şahane bir örneği bence. Ana karakterimiz Frodo’nun erginlik sürecinin başlangıcı olan Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği, kesinlikle okunmaya değer ve okumayan çok büyük bir hazineden mahrum olur.
1000k
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük KardeşliğiJ. R. R. Tolkien · Metis Yayıncılık · 202417bin okunma
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır.
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ne Halde olduğunu bilmenin ilmi! "İlmi Hal"
9/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
İslam dinini öğrenmek isteyenler için hazırlanmış bu eser, Osmanlıdan günümüze yaklaşık 400 yıldır neşredilmekte olup ilk olarak kimin hazırladığı, ne zaman hazırladığı bilinmemektedir. Son haliyle İsmailağa Fıkıh kurulu tarafından sadeleştirilen bu eser İslamiyet’in temel bilgilerini öğrenmek ve anlamak isteyenler için temel bir eser konumundadır. Eserin bir sayfası Osmanlıca, diğer sayfası Latin harfleriyle hazırlanmış olması dolayısıyla Osmanlıca öğrenmek ve okumak isteyenler için de güzel bir başlangıç. Kitabı alıp okuma sebebim de zaten Osmanlıca okumamı geliştirmek içindi, bu açıdan da istifadeye medar. İlmi-Hal, inanç, ibadet, muamelat, ahlak konuları, yer yer Peygamberler, ayrıca Resul-i Ekrem’in hayatına dair özlü bilgileri içeren el kitabı diye tanımlanabilir. İlmihaller daha çok herkesin bilmesi gereken hususları içerdiği için tüm Müslümanların evinde bulunmalı ve mutlaka okunmalıdır.
Din
Mızraklı İlmihal Risaleler Ve TercümeleriHüsamettin Vanlıoğlu · Kitap Kalbi Yayıncılık · 2024116 okunma
Güncel yerli romanlar üzerine
7/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
Değerli edebiyat eleştirmeni Semih Gümüş'ün bu kitabı, güncel ve çoğunlukla genç yerli yazarların romanlarını inceliyor. Modernist bakış açısı ve neredeyse yalnızca edebiyat dilini önemsemesi, hep belli tür romanları göklere çıkarmasına yol açıyor. Önsöz ve kitabın son iki yazısı ise belli bir roman hakkında değil, genel olarak modernist edebiyatın Batı'da ortaya çıkışı ve medar-ı iftiharı üzerine.
Romanın Şimdiki ZamanıSemih Gümüş · Can Yayınları · 202331 okunma
Puan vermedi
Yirmi Dokuzuncu Lem’a’dan İKİNCİ BAB Bu İkinci Bab, "Elhamdü lillâh" hakkındadır. İkinci Bab ile tâbir edilen şu risalecikte "Elhamdü lillâh" cümlesini insanlara dedirten imanın sonsuz fayda ve nurlarından, yalnız dokuz tane beyan edilecektir. Birinci nokta: Evvelâ iki şey ihtar edilecektir. 1. Felsefe, herşeyi çirkin, korkunç gösteren siyah bir gözlüktür. İman ise, herşeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlüktür. 2. Bütün mahlûkatla alâkadar ve herşeyle bir nevi alışverişi olan ve kendisini abluka eden şeylerle lâfzan ve mânen görüşmek, konuşmak, komşuluk etmeye hilkaten mecbur olan insanın sağ, sol, ön, arka, alt, üst olmak üzere altı ciheti vardır. İnsan, mezkûr iki gözlüğü gözüne takmakla, mezkûr cihetlerde bulunan mahlûkatı, ahvâli görebilir. Sağ cihet: Bu cihetten maksat, geçmiş zamandır. Binaenaleyh, felsefe gözlüğü ile sağ cihete bakıldığı zaman, mâzi ülkesinin kıyameti kopmuş, altı üstüne çevrilmiş, karanlıklı, korkunç, büyük bir mezaristanı andıran bir şekilde görünecektir. Ve bu görünüşte insan pek büyük bir dehşete, vahşete, meyusiyete maruz kaldığında şüphe yoktur. Fakat iman gözlüğüyle o cihete bakıldığı zaman, hakikaten o ülkenin altı üstüne çevrilmiş bir şekilde görünürse de, fakat can telefi yoktur. Mürettebatı, sâkinleri daha güzel, nuranî bir âleme nakledilmiş oldukları anlaşılıyor. Ve o kabirler, çukurlar da, nuranî bir âleme girmek için kazılan yeraltı tünelleri şeklinde telâkki edilecektir. Demek imanın insanlara verdiği sürur, ferahlık, itmi’nan, inşirah, binlerce "Elhamdü lillâh" dedirten bir nimettir. 649 / 655 Sol cihet: Yani, gelecek zamana, felsefe gözlüğü ile bakıldığı zaman, bizleri çürütecek, yılan ve akreplere yedirip imha edecek, zulümatlı, korkunç, büyük bir kabir şeklinde görünecektir. Fakat iman gözlüğüyle
Din
Lem'alarBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 20115,7bin okunma
Risale-i Nur İçin "Bir Yol Haritası"
8/10
·352 syf.··
2026 1. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 07:39
İncelenen Baskı: 4. baskı (2007) ~ İçeriği Genel çerçevede Risale-i Nur'u tanıtan; eğitim, edebiyat ve kişiye neler kazandırabileceği açısından inceleyen ayrıntılı bir içeriğe sahip. Kitabın ana başlıkları şöyle: "BÖYLE BİR ÇALIŞMAYA NİÇİN İHTİYAÇ DUYULDU?", "GENEL ÇERÇEVE", "NUR MEKTEBİNDE EĞİTİM", "NUR MEKTEBİNDE EDEBİYAT", "RİSALE-İ NUR OKUYUCULARINI NASIL ETKİLER?". ~ Üslubu Yazar, kitabı yazarken daha çok edebî ve içten bir üslup tercih etmiş. Sıradan kurduğu bir cümle neredeyse yok diyebilirim. :) Kendisi bir profesör olduğu hâlde akademik bir üslubu dert etmemiş. Ki bence de böyle daha iyi olmuş. Hatta yazar, ilk başlıkta bulunan ve Risale-i Nur'a iyi niyetli yaklaşımları ele aldığı bölümde akademisyenleri anlatırken (s. 66-67) iki maddede şöyle diyor: "a) Bir kısım akademik çalışmalar, üslûb itibariyle kuru olup, resmî formatlar içerisine sıkıştırılmış olduğundan, okuyuculara lisan noktasından tatsız, tuzsuz ve kıvamsız gelmektedir. / b) Bir kısım eserlerde 'akademik dil' esas alındığından, aşırı ölçüde terminolojiye ve batı kökenli kelime ve ifadelere ifrat derecede yer verildiği görülmektedir. ...bilgisayardan çıkan robot sesi gibi kesik, sönük ve tesirsiz olup, adeta bir sanal dünyayı çağrıştırmaktadır. Bu çerçevedeki çalışmalar, birinci derecede araştırmacıların ilgi alanına girmekte, çoğu zaman umumu kuşatan ve umuma yansıyan bir nitelik taşımamaktadır..." Aslında yazarın bu cümlesinden, kitabın umuma hitaben yazdığını da anlayabiliriz. ~ Kimlere Hitap Ediyor? Risale-i Nur'da derinleşmek isteyip farklı açılardan görmek isteyen hemen hemen herkese hitap ediyor diyebilirim. Yazarın, kitabın ulaşma potansiyeli olan kitle konusundaki -tabiri caizse- kanaatkârlığını ifade ettiği çok güzel bir yer var (s. 25-26): "İdraklerde bir açılıma, Vicdanlarda bir
Din
Nur MektebiŞener Dilek · Feyza Yayıncılık · 200710 okunma