Eski bir katedralin yankısında saklı kalmış dualar gibi, ruhumun derinliklerinde geçmişe dair bir özlem büyüyor. Piyanonun tuşlarına dokunmayan o eski parmakların bıraktığı sessiz melodiyi duyabiliyorum; sanki zaman, kurumuş bir gül yaprağının arasında asılı kalmış gibi.
Elimdeki bu bilet, belki de hiç gidilmemiş ama hep özlenen o uzak diyarların, naif nezaketin ve mektup kağıtlarına sığan büyük aşkların zamanına ait. Dileğim odur ki; bugünün hızlı akışında, ruhumuz o eski katedralin vakur duruşu kadar huzurlu, bir gülün kurumuş olsa dahi geçmeyen kokusu kadar kalıcı olsun.
Gelecek, geçmişin bu zarif izleriyle harmanlandığında anlam kazanıyor. Takvim yaprakları sararsa da, kalbimdeki o 'eski zaman' ışığı hiç sönmesin.