… çünkü çektiğin acının ne kadar derinlere uzandığını biliyorum. Ama canını ne kadar yakarsa yaksın bu acı senin düşmanın değil. Bu acı senin müttefikin - seni harcanıp gitmiş bir hayattan uzağa, daha tatmin edici bir hayata doğru götürüyor.
Eleme, kedere, hatta sevince bir sınır tayin etmek… Bunu, yalnız şehirlerde olur bilirdim. Meğer insan, köylerde, dağ başlarında ve mağara kovuklarında da samimi olmak, içinden geldiği kadar gülüp ağlamak hürriyetine sahip değilmiş. Toplumun görenekleri, kuralları, insanların yarı çıplak yaşadıkları bu köstebek yuvalarında da aynı şiddetle hüküm sürüyormuş.