Vanellus

10/10
·56 syf.··
2025 14. kitabı
Çok yalın ve sıcacık bir dille yazılmış, minicik bir kitap. Her sayfa çevirişimde bitişe yakınlaşmanın huzursuzluğunu yaşarken, Mösyö İbrahim'in bilge gülümseyişine sığınarak ilerlemeye devam ettim. Sade olduğu kadar bir sürü alegoriye de sahip bir eser bu. Bu alegoriler romanı sadece bir çocuğun büyüme öyküsü olmaktan çıkarıp, onu evrensel bir insanlık öyküsüne dönüştürüyor. Moise'nin bir yerde annesine kendini Muhammet olarak tanıtması bile küçük bir yalandan öte hem kendine yeni bir kimlik yaratma çabası, hem dinler arasındaki keskin sınırların yapaylığı, hem de eski benliğini öldürüp yeni bir hayata geçiş yapmasını temsil eder. Daha sonra Mösyö İbrahim'in yanında gerçekten değişerek olgunlaşması bu alegoriyi tamamlar. Mavi olmayan Mavi Sokağın Arap olmayan Arap bakkalına sevgilerle...
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,4bin okunma
Reklam
9/10
·216 syf.··
2025 13. kitabı
Amerikalı feminist yazar Charlotte Perkins Gilman tarafından 1915'te yazılmış olan ütopya romanı. Kadınlar Ülkesi, bu ülkeyi keşfe çıkan 3 erkek karakter gözünden anlatılır: Van (anlatıcı), Terry (erkek egemenliği savunucusu) ve Jeff( kadınlara hayran, romantik). Kadınlar Ülkesi sadece kadınlardan oluşan ve bu kadınların bir şekilde parthenogenez ile üreyebildiği, şiddetin, cinselliğin, cehaletin ve hatta hastalığın olmadığı bilinçli bir toplumdur. Annelik kutsaldır ve bireyden çok toplum refahı ön plandadır. Ve bu 1915'te yaratılan hayali ülkenin beni en çok etkileyen ve şaşırtan özelliği olarak da, bu ülkenin aslında vegan bir toplum olması olduğunu söylemeliyim. -Arkadaşlar aşşırı ileri görüşlü bir ablamız olan Gilman, toplumsal eşitsizlik ve şiddetin olmamasını en temelde türcülüğe bağlamış olabilir mi?- Direkt vegan ya da vejeteryan gibi kavramlar olmasa da aslında böyle bir toplumdan bahsediliyor Kadınlar Ülkesi'nde. - minik spoiler içerir - Kitabın sonunda kadınlar erkeklerle yaşamaya hazır olmadıklarını (tabikii) farketseler de , dünyanın geri kalanıyla tanışma gerekliliğini görüyorlar. Ben bunu sadece ilerleme ve gelişme olanağı için değil; sahip oldukları barış, huzur, etik ve eğitim anlayışlarını tüm dünyaya yayma isteği olarak görüyorum. Çünkü toplumun tamamının anne olduğunu düşünürsek ''dövüşmen guzum'' deme kapasitelerinin de epey yüksekte olduğunu düşünmeliyiz gibi geliyor. Devam kitabı olan With Her in Ourland'i de okumayı isterdim ama ingiliççe.
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 201819,8bin okunma
''Aslında ben kurbanım!'' diyen bir fail
Puan vermedi·304 syf.··
2025 12. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2025 20:43
Ana karakterimiz June ( doğru ifade mi bilemedim; çünkü bu inanılmaz bir hikaye. Ama onun hikayesi değil :) 'nun iç dünyası, başta kendini dışlanmış, gölgede kalmış bir mağdur olarak inşa ediliyor. June yetenekli olduğunu düşünüp, arkadaşı Athena Liu kadar 'farklı' bir kimliği olmadığı için sektörde değer göremediğini ve haksızlığa uğradına düşünen bir yazar. Athena'nın ölümüyle birlikte eline geçirdiği roman taslağını sahiplenmek, onun bu mağduriyet duygusunu hak iddiasına çeviriyor. Bu roman taslağını Athena'nın yazmış olması, June'u aynı zamanda suç ortağına da çeviriyor fikrimce. Sonuçta Athena'yı vampir olmakla suçluyor bir yerde kendisi. Çevresindeki insanların acısını emip, dışarı çıkarmalarını sağlayarak; sonrasında bunu 'kendisinin' yazdığını iddia eden bir vampir. Yazar kitabında devingen (yaa bu kelimeyi ilk kullanışım ) bir iç çelişki yaratıyor. Çünkü June tekrar tekrar kendini aklayıp, gerçekleri yeniden yazıyor. Her suçlayış 'beni kimse anlamıyor, bu şöhreti ben hakettim' diyen mağduru ve sonrasında çalmanın rahatlığına kapılan suçluyu doğuruyor. Çünkü her tehditte ''aslında ben kurbanım' noktasına dönüp vicdan azabını geçici olarak bastırabiliyor. Mağduriyetten suçluluğa, oradan tekrar mağduriyet pozisyona kayan bir iç yolculuk sirküle oluyor ve June'un iç sesi her seferinde daha ikna edici bir manipülatöre dönüşüyor. Kitabın en sevdiğim özelliği tamamen kötü ya da iyi; haklı ya da haksız karakterlerin olmayışı. Herkes kendi adına konuşurken, kendi idealleri için doğru olanı, kabul görebilecek bir motivasyonla yaptığını bir şekilde okura geçirebiliyor. Yazar o kadar empati yeteneği yüksek biri ki -muhtemelen- her karakter için ayrı motivasyonlara o kadar inanabilmiş ki bunu okur olarak bana çok iyi geçirebildi. Kitapta ilk bahsi geçtiğinde fetişist
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2025 19:54
Fransız bir işadamının Çin'e gitmesiyle, oradaki tuvalet görevlisi Bayan Mİng ile olan sohbetlerine bizi konuk eden bir novella. Yazarın aktarımıyla : 'Bayan Ming, Mao'nun Çin'inden eşitliği koruyordu; Konfüçyus'un Çin'indense insancıllığı sürdürüyordu.' Özgürlüğüne aşırı düşkün olan abimiz, Bayan Ming'in 10 çocuk sahibi olduğunu söylemesiyle kendisinin aptal yerine konulduğunu düşünse de , bu şahsına münhasır teyzenin sohbetinden uzak kalmak istemiyor. Ting Ting, Ho, Da-Xia, Kun, Kong, Li Mei, Wang, Ru, Zhou ve Shuang. Her çocuğun hikayesi farklı bir hayat dersi belki de bir içgörü sağlıyor dinleyicisine. Bu çocukların ve hikayelerinin gerçekliğini kitabın sonunda öğreniyorsunuz. 'Gerçek, her zaman şüphecillikten pişmanlık duymama neden olmuştur.'
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,5bin okunma