Csikszentmihalyi'nin ESM çalışmaları sayesinde elde ettiği sonuçlar, çoğu insanın bu konuda yanıldığını gözler önüne seriyor:
Ne gariptir ki bir işte çalışırken geçirilen vakit, boş vakitlere nazaran çok daha hızlı ve kolay akar. Çünkü tıpkı akış faaiyetleri gibi her iş, önceden belirlenmiş hedeflere, denetim
kurallarına ve birtakım zorluklara sahiptir ve bütün bunlar kişiyi işin içine dalmaya, odaklanmaya ve kendini çalışmaya kaptırmaya sevk eder. Diğer yandan boş zaman dediğimiz şey plansızdır ve keyifli hale getirilmesi daha çok çaba gerektirir.
New York Times' ın Alissa Rubin gibi bir muhabirini tweet atmaya zorlaması internet-merkezci teknopolde istisna değil, normdur(gazetenin sosyal medya departmanı da aynı normun izdüşümüdür). Aynı doğrultuda İnternet-merkezci teknopolde Jonathan Franzen'ın romancılara tweet atmakla boşa vakit harcamamaları tavsiyesinde bulunması, bayrak yakmakla eş tutulur; yani insanların böyle bir sözde gördükleri şey tartışma imkanı değil, kutsal değerlere hakarettir.
Kişisel bilgisayar devriminin iyiden iyiye hissedildiği 199o'ların başında Postman, toplumun teknolojiyle kurduğu ilişkinin giderek daha kaygı verici hale geldiğinden bahsediyordu. Postman, yeni teknolojilerin ne getirip ne götürdüğüyle artık ilgilenmediğimizi, ortaya çıkan sorunların yeni çözümlerle dengelenemediğini vurguluyordu. Her yüksek teknoloji ürününün muhakkak iyi olduğunu varsayıp ötesini düşünmemeye başlamıştık.
Geride henüz yanıtlanmamış bir yığın varken son gelen e-postaya büyük bir hevesle yanıt verip kendini verimli hissetmek, bu kültürün alametifarikalarındandır