Zülfü Livaneli’den okuduğum ilk kitap. Tesadüfi bir başlangıç olduğu için ne okuduğumun çok da farkında olmadan başlamış bulundum. İyiki de öyle yapmışım. Muhteşem bir eserdi. Kitabı okumadan önce konusuna ufak bir göz atınca biraz ağır olduğundan, ben ağır olduğunu düşünmüyorum, siyasi eleştiri içerdiğiden ve ütopik bir ada geçtiğinden bahsediliyor kısaca. Bu kadar bile göz atmış olsaydım kitabı okumak için başka bir zamana ertelerdim heralde.
Onun yerine ön kapakta yer alan “Orhan Kemal Roman Armağanı 2009” ve hemen arka kapakta yer alan Yaşar Kemal’in “Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir” sözleri iyiki dikkatimi çekmiş.
Son ada ana karayla iletişimi sınırlı kendi halinde 40 hanenin yaşadığı muhteşem bir yerleşim. Adanın sakin koyları, tuzlu denizin kokusu, yemyeşil ormanlarıyla, dik başlı martıların asilliğiyle gizli bir cennet aslında. Tabiki her güzel şeyde olduğu gibi bir yerde işler tersine dönüyor. Okurken adaki bir hanenin de size ait olduğunu ve olanları uzaktan izliyorken keşke mümkün olsa da olanları durdurabilsem diye geçiyor insan içinden.
Oldukça etkileyici ve sürükleyiciydi. Okurken çokça düşündüm ve bittindeyse her güzel kitapta olduğu gibi bir burukluk oldu. Herkese iyi okumalar.