serpil

serpil
@mefti
sorgusuz ama suale yakın bir yerde.
Barış sevdalısı İsrailli libareller, Filistinlilerle yaşadıkları çatışmayı tarafsız "simetrik" terimlerle dile getirip her iki tarafla da barışı reddeden aşırılık taraftarları olduğunu kabul ettiklerinde basit bir soru sormak gerekir: Doğrudan siyasi-askeri düzeyde hiçbir şey olmadığı zaman (yani hiçbir saldırı, müzakere ve çatışma olmadığı zaman) Ortadoğu'da neler yaşanmaktadır? Yavaş ve aralıksız bir süreç içinde olup bitenler şunlardır: İsrailliler Batı Şeria'daki Filistinlilerin ellerinden topraklarını almakta, Filistin ekonomisinin gelişmesini giderek engellemekte, topraklarını terk etmeleri için Filistinli çiftçilere baskı uygulamakta (ekinlerin yakılması, dinsel inançlara saygısızlık ve hatta bazı insanların öldürülmesi) ve bütün bunlar Kafkavari bir yasal düzenleme ağıyla desteklenmektedir. Saree Makdisi Palestine İnside Out: An Everyday Occupation (Altüst Olmuş Bir Filistin: Gündelik İşgal) adlı kitabında İsrail'in Batı Şeria’yı işgalinin, en nihayetinde ordu eliyle gerçekleştirilse de temel aygıtları başvuru formları, tapu senetleri, ikametgâh ilmühaberleri ve diğer türden ruhsatlar olan bir "bürokrasi yoluyla işgal" olduğunu anlatır.
2011, Metis·Kitabı okudu
Filistin
Reklam
Polisin varlığım, polis denetimini toplum için kabul edilir kılan şey suç işleme eğilimi olan kişiden duyulan korku değilse nedir? Olağanüstü büyük bir kazançtan söz ediyorsunuz. Pek yakın dönemde ortaya çıkan, bunca rahatsız edici bu polis kurumu ancak bu sayede aklanabilir
Alıntı
Zenginlik akışının hızlanması, giderek büyüyen dolaşım kapasiteleri, para biriktirmenin terk edilmesi, borçlanma uygulaması, toprak mülklerinin servet içindeki payının azalması; tüm bunların sonucunda hırsızlık insanlara dolandırıcılık ya da vergi kaçakçılığı kadar utanç verici gelmemektedir.
Alıntı
Çünkü sanayi toplumu zenginliğin doğrudan doğruya ona sahip olanların değil, onu işleterek kâr elde etmeyi sağlayanların elinde olmasını gerektirir. Bu zenginlik nasıl korunur? Elbette, katı bir ahlakla: On dokuzuncu yüzyıl toplumu üzerine tepeden düşmüş olan bu korkunç ahlaklılık cüppesi buradan kaynaklanır.
Alıntı
Hapishanenin suçluları namuslu insanlar haline getirmek bir yana yeni suçlular üretmeye yaradığı ya da suçluyu daha fazla suça sapladığı daha 1820’de saptanır. İktidar mekanizmasının hep yaptığı şey olan, sakıncalılığın stratejik kullanımı o dönemde görüldü. Hapishane suça eğilimli insanlar üretir; ama bu kişiler sonuçta iktisadi alanda olduğu kadar siyasal alanda da gereklidir.
Alıntı
Reklam