Ben bacak hastasıyımdır, gözüm ilk bacaklara gider. Arabadan inen bir kadını getirin gözünüzün önüne ! Bacakları açılmış! Kalçasına kadar! Dayanılmaz! Naylon çoraplar jartiyer... Mehamet!
Bir millet başka milletlere sığınarak, başka milletlerden şefkât, mehamet bekleyerek, başka milletlerden lütuf bekleyerek yaşayamaz. Bir milletin kendine güvenmesi, kendi gücüyle ayakta durması lazımdır. İşte , Türkiye olarak, Türk Milleti olarak önümüzde ki problem budur!
Ey Firavun; aklını başına al da bundan sonra küfürden ve zulümden sakın!
Allah’ın lütuf ve keremiyle tevbe kapısı apaçıktır.
Mağrib (batı) tarafında bir tevbe kapısı vardır ki kıyamete kadar açıktır.
Güneş mağribden doğuncaya kadar o kapı açık bulunacaktır.
Ey günâhkar kimse; ondan yüz çevirme.
Oğul; sekiz cennetin Mehamet-i İlâhiye eseri olarak sekiz kapısı vardır ki Bab-ı Tevbe de o kapılardan biridir.
Cennetin yedi kapısı bazen açık bazen kapalı bulunur. Tevbe kapısı ise dâima açık bulunur.
Agâh ol ve uyanık bulun da, hasedkâr olan şeytana rağmen, eşyânı hemen Tevbe kapısı’na götür.”