Mustafa Kutlu, 2012'de bir yazısında, "Tuhaf değil mi, her yere cami yapılırken, her yere gökdelen dikiyoruz. Yani hem bu dünya fani diyoruz, hem kazık çakmaya çabalıyoruz" diyerek, desteklediği iktidarın inşaat ve tüketim şehvetinden yakınır. Yüksek binalardan ve gösterişten yaka silker, Osmanlı saraylarının göreli mütevazılığıyla övünürken, yine de R. T. Erdoğan'ın 20 14'te yaptırttığı, mimari açıdan olağanüstü kitsch ve eklektik, devasa Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na tevazu ve "sıcaklık" atfetmeyi başarır. Kutlu'nun edebiyat ve denemelerini adadığı tenakuz ve tezat, sürdürülebilir bir melankolinin vasatına dönüşür neticede.
Belki de Türk muhafazakarlığının meşrebi zaten budur: hudutsuz bir faydacılığın gölgeliğinde, 'sürdürülebilir' melankoli vasatı...
Sayfa 410 - İletişim Yayıncılık